Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/30375 E. 2017/23989 K. 21.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/30375
KARAR NO : 2017/23989
KARAR TARİHİ : 21.11.2017

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanık hakkında verilen beraat hükmü o yer Cumhuriyet Savcısı ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kastamonu Devlet Hastanesi’nden aldırılan rapora göre ileri derecede işitme ve konuşma bozukluğu olan, işitme sorunu nedeniyle kolay kandırılabilir bir insan olduğu belirtilen katılan …’nun köydeki ahır meselesi nedeniyle sanık … ile görüştüğü, sanığın katılanı avukat olan tanık …’ın yanına götürdüğü, burada sanığın avukatla görüştüğü, katılanın işitme bozukluğu nedeniyle herhangi bir şey anlamadığı, daha sonra sanığın bürodan çıkınca katılanı ahır meselesini çözmek için avukat tuttuğuna inandırarak, katılan … ve eşi olan katılan …’dan farklı zamanlarda para aldığı ve bu suretle üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla hakkında verilen beraat hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozmaya uyularak, yapılan yargılama sonunda, sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanlar vekillerinin atılı suçun sübut bulduğuna yönelik temyiz itirazının reddi ile hükmün ONANMASINA, 21/11/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Karşı Oy:

Müştekilerin birlikte imzaladıkları 22/04/2008 tarihli şikayet dilekçesi üzerine başlatılan soruşturma sonucu sanık hakkında 03/02/2009 tarihli iddianame ile basit dolandırıcılık suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış, yargılama sonunda sanığın beraatine dair kurulan 27/10/2010 tarihli hüküm Yargıtay 15 CD’nin 11/11/2013 tarih, 4799/17152 sayılı ilamı ile sanığın eyleminin TCK’nın 158/1-c maddesinde tanımlanan suçu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
Yeniden yapılan yargılama sonrasında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesince 02/02/2014 taihli olarak sanığın delil yetersizliğinden beraatine karar verilmiştir.
Yerel mahkeme kararı katılanlar vekili ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Sayın çoğunluğun onama kararına yerel mahkemenin eksik araştırma ile hüküm tesis ettiği değerlendirmesiyle katılmamaktayım.
Şöyleki;mağdur … hakkında Kastamonu Devlet Hastanesince düzenlenen 19/11/2008 tarihli adli raporda “…şahsın işitme ve konuşma bozukluğu nedeniyle sözel iletişim kurulamamıştır. Eşinden alınan bilgiye göre basit gündelik işleri yapabilmektedir. Eşinden alınan bilgi akıl hastalığı bulunmadığına işaret etmektedir. Sağlık kayıtlarında da akıl hastalığı bulunduğuna işaret eden bir bulguya rastlanmamıştır. Ancak özellikle işitme sorunu nedeniyle kolay kandırılabilir bir insan olduğu kanaatine” varıldığının bildirilmesi,
Mağdur … hakkında aynı kurum tarafından düzenlenen 10/02/2014 tarihli adli raporda “kolay kandırılabilir olduğu izlenimine varılmıştır” mütalaasına yer verilmesi,
Bu duruma rağmen mağdurların başından beri birbirleriyle uyumlu anlatımda bulunmaları, sanık aleyhindeki isnatlarının geçerliliğini haksız gösterecek mahiyette aralarında önceye dayalı bir husumet iddiası olmamasının yanı sıra bir başkası için de önceden herhangi bir olumsuz isnatta bulunduklarına dair bir bilginin dosyaya yansımaması, bunun yanında sanığın savunma beyanında mağdurlarla aynı köylü olduğunu ifade etmesine rağmen kayden ve fiilen ayrı köyde ikamet ediyor olmaları, yine sanığın avukat Sait’e 50 lira danışma ücreti ödediğini (16/11/2009 tarih celse) söylemesine rağmen bu hususun da adı geçen tanık tarafından doğrulanmaması, sanığın savunmalarında açık çelişkiler bulunması,
Ayrıca dosyada mevcut 10/11/2008 tarihli jandarma görevlileri …, … ve … imzalı “Araştırma Tutanağı” başlıklı tutanağın üçüncü paragrafında “…’ın adı geçen mağdurlardan para talep ettiğinde, olayın mağduru parayı vermek için köyün içine davet ettiği ancak olayın şüphelisi … mağdurlara “ben köye inemem, (…köyü muhtarını kast ederek) köy muhtarına ben önceden kurşun attım, o nedenle köye gelemem, siz buraya gelin” diyerek parayı ve altınları almak için şahısları köyün dışına olayın gerçekleştiği yere çağırdığı. Ayrıca … adı geçen mağdurdan vekalet aldığı ve şahsın bütün mallarına el koymamaya çalıştığı, ancak olayın erken fark edilmesi üzerine köyden birkaç kişinin yardımı ile vekaletin iptal edildiği,” belirtilmesine rağmen tutanak imzacılarının usulünce dinlenilmesinden sonra içeriğinde yazılı olan hususların kaynağının ve doğruluğunun araştırılmaması,
Hususları birlikte değerlendirildiğinde yerel mahkeme hükmünün eksik araştırma ve yetersiz gerekçeye dayandığından bozulması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun onanma kararına katılmamaktayım.