YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/30787
KARAR NO : 2017/24854
KARAR TARİHİ : 28.11.2017
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Sanık hakkında katılan …’ya yönelik eylemi nedeni ile TCK 158/2, 62, 52, 53 ve CMK 326/son maddeleri gereğince, katılan …’e yönelik eylemi nedeni ile TCK 158/2, 62, 52, 53 ve CMK 326/son maddeleri gereğince mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık ve müdafii ile katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suç tarihlerinin “17/05/2007-11/09/2007” olmasına rağmen, gerekçeli kararda “2003” tarihi olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir.
Sanık … ve temyiz kapsamı dışında bulunan sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan açılan dava sonucunda, yapılan yargılama neticesinde İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 30/05/2011 tarih ve 2010/324 E., 2011/398 sayılı kararı ile “sanık … hakkında mahkumiyet ve sanık … hakkında ise beraat hükmü” verildiği, anılan bu kararın sanık … ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edildiği, ancak mahkemece düzenlenen temyiz formunda sadece sanık …’un temyizi yazıldığı, Dairemiz tarafından yapılan temyiz incelemesi neticesinde de verilen 02/10/2013 tarihli karar da ise, o yer Cumhuriyet savcısının sanıklar aleyhine başvurduğu temyiz talebinin incelenmediği, “sanık … hakkında ki hükmün ise sair yönleri incelenmeksizin usul hükümleri yönünden bozulmasına” karar verildiği, mahkemece de bozmaya uyularak sanık … hakkında yapılan yargılama da Ağır Ceza Mahkemesi’nin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verildiği, netice itibari ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin incelenmeden İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nin dosyasının kapatıldığı anlaşılmış ise de, Dairemi’ze temyiz incelemesi yapmak üzere İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin hükmü geldiği, dolayısıyla bu hüküm dışında başka bir hükmün bu kararda incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı, İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından o yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebini içerir temyiz formu düzenlenip, dosya onaylı sureti ile Yargıtay’a gönderilmesi halinde karar verilebileceği, bu nedenle tebliğnamede o yer Cumhuriyet savcısının temyizine yönelik red isteyen düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede,
İzmir Engelliler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği başkanı olan sanık …’un, engelli olan katılan …’ı malülen emekli edebileceğini, katılan …’i de memur olarak işe yerleştirebileceğini vaaderek farklı tarihlerde para aldığı, Ankara’da ve Sağlık Bakanlığı’nda üst düzey bürokratlar tanıdığını söyleyip isimlerini verdiği ve fotoğraflarını gösterdiği, böylece katılanları dolandırdığı iddia ve kabul olunan somut olayda,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafii ile katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 2. fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için suç failinin ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerin tanıdığını hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırması gerektiği belirtilmekle, somut olayda sanığın Ankara ve Sağlık Bakanlığı’nda üst düzey bürokrat tanıdığı olduğundan bahisle haksız çıkar sağladığının kabul olunması karşısında, fiilin, 6743 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’ nın 253 ve 254 maddeleri uyarınca uzlaştırma hükümlerine tabi 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesi kapsamında basit dolandırıcılık suçlarını oluşturacağı gözetilmeden unsurları yönünden oluşmayan aynı Kanun’un 158/2 madde ve fıkrası uyarınca mahkumiyetine karar verilerek fazla ceza tayini,
Kabule göre,
28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesi uyarınca adli para cezalarının ödenmesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği şeklinde düzenleme yapıldığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında verilen adli para cezasının ödenmemesi durumunda, doğrudan hapse çevrilerek infaz edilemeyeceği ve anılan düzenleme uyarınca gerekli işlemlerin yapılması gerektiğinin gözetilmesinde yasal zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.