Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/33695 E. 2021/6450 K. 02.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/33695
KARAR NO : 2021/6450
KARAR TARİHİ : 02.06.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : 1)TCK’nın 204/1, 62, 53. maddeleri gereğince ayrı ayrı mahkumiyet
2)TCK’nın 158/1.f, son, 62, 52, 53. maddeleri gereğince ayrı ayrı mahkumiyet

Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler sanık … müdafi ve sanık … tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’ın, resmiyette ortağı veya yetkilisi olmadığı …Gıda şirketinde fiilen yetkili temsilci gibi hareket ettiği ve şirket adına, katılanın yetkilisi olduğu … Konservecilik Gıda şirketinden aldığı gıda ürünleri karşılığında keşidecisi sanık …, lehtarı …şirketi olan 14/12/2007 ve 21/12/2007 keşide tarihli her biri 13.000 TL bedelli iki adet çek verdiği, çeklerin ibrazında sanık …’ın ödemeden men talimatı olduğundan işlem yapılamadığı, yapılan icra takibinde sanık …’ın imzalara itiraz ettiği ve İcra Hukuk mahkemesinde görülen davada alınan rapora göre imzaların sanığa ait olmadığı tespit edildiğinden davanın kabul edilip icra takibinin durduğu, bu suretle sanık …’ın çekleri bir başkasına imzalatıp diğer sanık …’ e verdiği, İlker’in de ticari alışveriş sebebiyle katılana verip, daha sonra sanıkların ticari ilişkiyi ve imzaları reddedip ödemeden men talimatı ile üzerilerine atılı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia edilen olayda;
1)Sanıklar … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Sanıkların üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nevi itibariyle, TCK’nın 204/1, 66/1-e ve 67/4 maddelerine göre hesaplanan 12 yıllık dava zamanaşımı süresinin, suç tarihi olan 24/12/2007 ile inceleme tarihleri arasında 24/12/2019 tarihinde dolduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
2)Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın savunması, katılan ve tanık beyanları, tutanaklar, faturalar, ekspertiz raporları, icra hukuk davası bilgileri ile dosya kapsamından sanığın üzerine atılı suçu işlediğine yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, 5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (j) ve (k), (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği ve buna göre, haksız menfaat miktarının 26.000 TL, haksız menfaatin iki katının 52.000 TL olduğu dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip sanığın 2600 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve buna göre artırım-indirim yapılması gerektiği halde kurulan hükümde temel cezanın 1300 gün olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, son celsede sanık … müdafiinin hazır olduğu duruşmada sanığın TCK’nın 158/1-h, f. maddeleri gereğince cezalandırılmasını talep eden mütalanın okunduğu ve sanık müdafiinin mütalaya karşı beyanda bulunduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki ek savunma hakkı yönünden bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sübuta, delillerin takdirine, vesaireye yönelik temyiz itirazının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2)Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın savunması, katılan ve tanık beyanları, tutanaklar, faturalar, ekspertiz raporları, icra hukuk davası bilgileri ile dosya kapsamından sanığın üzerine atılı suçu işlediğine yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, 5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (j) ve (k), (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği ve buna göre, haksız menfaat miktarının 26.000 TL, haksız menfaatin iki katının 52.000 TL olduğu dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip sanığın 2600 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve buna göre artırım-indirim yapılması gerektiği halde kurulan hükümde temel cezanın 1300 gün olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık haklarında tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçundan TCK’nın 158/1-h maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davasının açıldığının anlaşılması karşısında, yargılama aşamasında ek savunma hakkı tanınmadan, sanık hakkında TCK’nın 158/1-f-son maddesi gereğince mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 226. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın gözetilmesine, 02/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.