Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/35162 E. 2017/21683 K. 30.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/35162
KARAR NO : 2017/21683
KARAR TARİHİ : 30.10.2017

Dolandırıcılık suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1, 168/2 ve 52 maddeleri gereğince 2 yıl hapis ve 10.000,00 Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair İzmir 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/07/2009 tarihli ve 2009/64 esas, 2009/646 sayılı kararının infazı sırasında, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilamdaki suçun uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle hükümlünün hukuki durumunun yeniden değerlendirilerek, infazın durdurulup durdurulmayacağına dair bir karar verilmesi yönündeki infaz savcılığının talebinin kabulüne ilişkin anılan Mahkemenin 22/12/2016 tarihli ve 2009/64 esas, 2009/646 sayılı ek kararını müteakip, uzlaşma sağlanamaması sebebiyle infazın sürdürülmesine dair aynı Mahkemenin 22/03/2017 tarihli ve 2009/64 esas, 2009/646 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/05/2017 tarihli ve 2017/456 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 10/10/2017 tarih ve 94660652-105-35-9848-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/10/2017 tarih ve 2017/58227 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, Mahkemesince uzlaştırma işlemleri için görevlendirilen uzlaştırmacı tarafından sanığın müştekinin istediği bedel karşısında uzlaşmak istemediğinden bahisle uzlaştırma işlemlerinin sağlanamadığının rapor edilmesi üzerine, hapis cezalarının aynen infazına karar verilmiş ise de;
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/4 maddesinde yer alan “Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tabi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması halinde dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir, büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur, şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde uzlaşma teklifi kanuni temsilcilerine yapılır, uzlaştırmacı uzlaştırma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde teklifi reddetmiş sayılır.”
Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğinin 29/1 maddesindeki “Uzlaştırmacı, şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur, şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar görenin reşit olmaması ya da kısıtlı olması hali ile mağdur veya suçtan zarar görenin ayırt etme gücü bulunmaması durumunda uzlaşma teklifi kanuni temsilcilerine yapılır” aynı Yönetmeliğin 31/1 maddesinde de “uzlaşma müzakerelerine şüpheli, sanık, katılan, mağdur suçtan zarar görev, kanuni temsilci, müdafii ve vekil katılabilir. Şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya kanuni temsilcisi, müdafi ya da vekilinin haklı bir mazereti olmaksızın müzakerelere katılmaktan imtina etmesi halinde ilgili taraf uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır” şeklinde düzenlemeler karşısında uzlaştırma davet mektubunun sanığa yapılması gerektiği,
Somut olayda uzlaştırmacı tarafından söz konusu tebligatın sanığın ikamet adresine yapılmaya çalışıldığı, oysa ki sanığın Buca Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu, bu nedenle tebligatın hükümlünün bulunduğu cezaevine yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK’nuı 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmekle, İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.05.2017 tarih ve 2017/456 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca müteakip işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 30.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.