YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/858
KARAR NO : 2017/21815
KARAR TARİHİ : 31.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dolandırıcılık suçundan sanık hakkında verilen beraat hükmü katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık ile katılanın arkadaşlık kurdukları, daha sonra katılanın sanık ile evlenmek istediği, katılanın bu arada sanığa bir kaç kez para verdiği, daha sonra sanığın evlenmekten vazgeçtiği ve katılana ait parayı da iade etmediği, bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki konunun hukuki ilişki kapsamında kaldığı anlaşılmakla sanık hakkında verilen beraat hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, sanığa yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin atılı suçun sübut bulduğuna yönelik temyiz itirazının reddi ile hükmün ONANMASINA, 31/10/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Karşı Düşünce
“Şüpheli ile müştekinin arkadaşlık kurdukları, daha sonra şikayetçinin sanıkla evlenmek istediği, şikayetçinin bu arada şüpheliye bir kaç kez para verdiği, daha sonra şüphelinin evlenmekten vazgeçtiği ve müştekiye parayı iade etmeyerek dolandırıcılık suçunu işlediği” iddiasıyla açılan kamu davasında mahkemece katılan ile sanık arasındaki ilişkinin hukuki uyuşmazlık vasfında olduğu değerlendirmesiyle beraat hükmü kurulmuştur.
Dairemizin sayın çoğunluğu da taraflar arasındaki konunun hukuki ilişki kapsamında kaldığı” kabulü ile beraat hükmünün onanmasına karar vermiştir.
Dairemizin yerleşik uygulaması ve doktrinde kabul edildiği üzere; dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için hileli davranışların gerçekleştirilmesi, muhatabın aldatılmış olması, buna bağlı olarak malvarlığı üzerinde belli bir yönde tasarrufta bulunulması, bir zararın meydana gelmesi ve haksız bir menfaatin temin edilmiş olması gerekmektedir.
Bu haliyle dolandırıcılık, hileli davranışlarla ve haksız bir menfaatin temin edilmesiyle işlenebilen çok hareketli bir suç özelliği taşımaktadır. (TCK Özel Hükümler, Koca Mahmut, Üzülmez İlhan s.628 vd)Somut olayımızda, katılanın 70 yaşında, eşi üç yıl önce vefat etmiş, yalnız yaşayan bir kişi olduğu, sanığın da kayden boşanmış 40 yaşlarında bir kadın olduğu, bir şekilde yollarının kesiştiği ve tanıştıkları, katılanın sanıkla evlenmeyi düşündüğü ve bu durumu kendisine bildirdiği, sanığın ilik kanseri rahatsızlığı bulunduğunu, tedavi olması gerektiğini söyleyerek iyileşmesi için yardım istediği, hastalığına inandırdığı, katılanın mağdurun ciddi olduğuna inandığı rahatsızlığının iyileşmesine katkı sağlamak amacıyla nakit para verdiği, sanığın da para miktarını ve sebebini farklı ifade etse bile katılandan para almış olduğunu kabul ettiği, ayrıca bir alışveriş mağazasından sanığın aldığı mal karşılığı verdiği senede katılanın kefil olduğu, sanığın ödemediği borcun da kefil sıfatıyla katılan tarafından ödendiği, bu haliyle sanığın aslında katılan ile evlenmek niyeti bulunmamasına rağmen yaşlı ve yalnız haldeki katılanın bu durumunu ve evlenme arzusunu istismar ederek özellikle kanser gibi acındırma duygusu uyandırarak bir rahatsızlığı varmış gibi bir hileli davranışla malvarlığı üzerinde tasarrufta bulundurarak kendisi lehine haksız menfaat elde ettiği, böylece atılı suçun bütün unsurlarıyla oluştuğu, sanığın cezalandırılması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.