YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/9044
KARAR NO : 2020/3167
KARAR TARİHİ : 03.03.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Sanıklar hakkında; TCK’nın 157/1, 52/2, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
Dolandırıcılık suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27/10/2009 tarih ve 2009/6-132 Esas ve 2009/251 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; “5237 sayılı Kanun’un 168. maddesinde yer alan “etkin pişmanlık” hükmünün uygulanabilmesi için, sanığın bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi gerektiği, 765 sayılı Kanun’un 523. maddesi, “iade ve tazmin esasına” dayalı bir düzenleme iken, 5237 sayılı Kanun’un 168. maddesi tazminden çok “pişmanlık” esasına dayanmakta olup, pişmanlık sonucu olan iade ve tazminin önem taşıması nedeniyle iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi gibi hallerde sanığın etkin pişmanlığından söz edilemeyeceği” içeriğindeki kararı da dikkate alındığında, katılan tarafından sanık … aleyhine yapılan icra takibi neticesinde borcun ödenmiş olduğunun anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesindeki koşulların sanıklar hakkında oluşmadığı anlaşılmakla, tebliğnamedeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiği yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanıkların iştirak halinde, katılana hasar ve pert kaydı olan aracı, bir başka araca ait şasi numarası vermek suretiyle hasarsız olduğuna inandırdıktan sonra, noter satışı ile hasarlı gerçek aracın katılan üzerine devrini yaptıkları, bu şekilde atılı suçu işledikleri iddia olunan olayda;
Sanıkların savunmaları, katılan beyanı ile sanıkların eylemlerinin uzlaştırma kapsamında kalması nedeniyle usulüne uygun olarak yapılan uzlaştırma işleminde; uzlaştırmanın gerçekleşmediğine dair rapor da göz önünde bulundurularak dosya kapsamına göre; sanıkların hileli hareketlerle haksız menfaat elde ettiği anlaşıldığından dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabul ve uygulamada bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların atılı suçu işlemedikleri, lehe hükümlerin uygulanmadığına dair temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 03/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.