YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/489
KARAR NO : 2009/394
KARAR TARİHİ : 27.01.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, davalı şirket tarafından yapılan hizmet binasının ayıplı olduğu ileri sürülerek; ayıpların giderilmesi için davalıdan maddi tazminatın tahsili istemiyle açılmış; mahkemece, davanın kısmen kabulüyle (25.000,00)TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş ve verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Yanlar arasında yapılan “eser” sözleşmesi gereğince, davalı yüklenicinin … İl Sağlık Müdürlüğü hizmet binasını yaparak davacı Bakanlığa 06.10.1998 tarihinde teslim ettiği ve 07.02.2001 tarihinde de kesin kabulünün yapılmış olduğu çekişmesizdir.
Davada, davacı Bakanlık, 01.05.2003 tarihinde meydana gelen depremde, binaların hasar gördüğünü ve hasara, yüklenicinin binaları tekniğine uygun olarak inşa etmemesinin sebep olduğunu ileri sürmekte ve ayıbın giderilmesi bedelinin tahsilini istemektedir.
Yüklenici, üstlenmiş olduğu işleri, sorumlu bir meslek adamı olarak, yasa ve sözleşme hükümlerine; fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapmak zorundadır. Bu hukuksal sebeple, kendisine verilen proje ve teknik belgelere göre işi yapmış olmakla, proje ve teknik belgelerin işyerine, teknik ve sanat kurallarına uygun olduğunu, ayrıca işin yapılacağı yeri, kullanılacak her türlü malzemenin nitelik bakımından yeterliliğini incelemiş, kabul etmiş ve bu itibarla işin hukuksal ve teknik sorumluluğunu üstlenmiş sayılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.10.1991 tarih, 1991/15-373-533 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere; eser sözleşmesinde yüklenici, kural olarak işin görüşülmesi ve tesliminde işçiye göre “daha yüksek özen” göstermelidir. Yüklenici, bir işi yüklenirken, kendi uzmanlığının ve parasal gücünün o iş için yeterli olduğunu iyice değerlendirmek ve bunlar yetersiz ise, sözleşmeyi yapmaktan kaçınmak zorundadır. Aksi halde, iş-eser sahibine karşı olan özen borcuna aykırı davranmış olur (BK. m.356).
Ayıp, bir malda veya imal edilen eserde, sözleşme ve yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Yüklenicinin, iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imalini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; “açık” ayıplarda Borçlar Kanunu’nun 359.; “gizli” ayıplarda ise 362. maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu taktirde, iş sahibi aynı Kanunun 360. maddesinde kendisine tanınan hakları kullanabilir. Yüklenicinin kasden sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun şekilde yapılan muayene de fark edilemeyecek ayıplar için iş-eserin tesliminden sonrada yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eser’in teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan muayene ile varolan bozukluğu görülememişse ortada “gizli” bir ayıbın olduğu kabul edilir. Somut olayda da, dosya kapsamındaki bilirkişi raporları değerlendirildiğinde, saptanan kusurların “gizli ayıp” niteliğinde olduğu sonucuna varılmaktadır. Davacı Bakanlıkça da, ayıp ihbarının davalıya süresinde yapıldığı anlaşılmaktadır. O halde, koşulları oluşmuş ise, davacı iş sahibi Bakanlık, Borçlar Kanunu’nun 360/II. maddesi uyarınca, binalardaki gizli ayıpların giderim bedelini, davalı yükleniciden isteyebilecektir.
…’nca yaptırılan delil tespiti sonucu … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/611 D.İş sayılı dosyasına sunulan 29.12.2003 günlü bilirkişi kurulu raporunda; oluşan hasarların nedenleri açıklanmış ve hangi zamana göre hesaplandığı açıklanmadan ayıpların giderim bedelinin 300.000.000.000 TL (300.000,00 YTL) olabileceği; aynı Mahkemenin 2004/16 D.İş dosyası üzerinden yine Bakanlıkça yaptırılan delil tespiti nedeniyle sunulan 26.07.2004 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ise, hasarın zeminden kaynaklandığı ve giderim bedelinin (25.000.000.000) TL olduğu bildirilmiştir. Her iki raporda da, zararın oluşumuna etkili olan kusurlu kimseler ve kusur oranları açıklanmamıştır. Davanın yargılaması sırasında, mahkemece yaptırılan incelemeler sonucunda verilen 26.09.2005 günlü bilirkişi raporunda, ayıplar açıklanmış; ancak giderim bedeli ve kusur durumu bildirilmemiştir. 23.06.2006 günlü bilirkişi kurulu raporunda ise, hasar durumu ve nedenleri açıklanmış ve 2004 yılı itibariyle onarım bedelinin (398.098.260.000) TL olduğu ve zararlı sonucun oluşumunda yüklenici davalı şirketin %75 ve yerel kontrol teşkilatının ise %25 oranında kusurlarının bulunduğu bildirilmiştir. Bilirkişi ve bilirkişi kurulu raporları incelendiğinde; birbirlerine aykırı tespitleri içerdikleri anlaşıldığı gibi; hüküm vermeye de yeterli olmadıkları görülmektedir. Ancak, yüklenici tarafından binaların niteliklerinden yoksun yani ayıplı yapıldığı tüm raporlarda açıklanmış olmakla; yüklenicinin sorumlu olmadığı söylenemez. Ne var ki, giderim bedelinin tutarı bilirkişilerce doğru olarak saptanmamıştır. Hasar, 01.05.2003 tarihinde oluştuğu halde, bu tarih itibariyle giderim bedelleri belirlenmemiştir. Yüklenici şirketin, zararlı sonucun oluşumunda tamamen kusurlu olduğu hiçbir bilirkişi raporunda bildirilmemiştir. Borçlar Kanunu’nun 361’nci maddesinin uygulanmasına yönelik davalı savunması olduğu halde değerlendirilmemiştir. Bundan ayrı, Borçlar Kanunu’nun 357. maddesinde öngörülen “genel ihbar” yükümlülüğünü yüklenicinin yerine getirip getirmediği incelenmemiştir. Davacı vekilince, dava kısmen ıslah edildiği halde mahkemece gözetilmemiştir. Tüm bu hususlar yüklenici davalının sorumluluğunun derecesini ve rucu hakkının bulunup bulunmadığını belirleyici hususlardır.
Mahkemece yapılacak iş; yukarıda özetle açıklanan hukuksal çerçeve dahilinde, yanlar arasında yapılan sözleşme ve ekleri taraflardan, statik ve mimari projeleri Belediyeden istenerek, uzman bilirkişi aracılığıyla yerinde keşif ve inceleme yaptırılmak suretiyle, imar mevzuatı ve sözleşme hükümlerine, fen ve sanat kurallarına aykırı olarak yapılan işlerin neler olduğunu ve ayıpların ve dolayısıyla zararlı sonucun oluşumuna etkili olan ve “kusur” teşkil eden eylem ve işlemlerin niteliklerini; bu tür eylem ve işlemleri bulunanların kimler olduğunu ve kusur oranlarını; Mayıs 2003 tarihi itibariyle ve serbest piyasa koşullarına göre ayıpların giderilmesi için gerekli olan paranın tutarını, gerekçeleriyle birlikte açıklar şekilde ve denetime elverişli bilirkişi kurulu raporu almak ve varılacak sonuca göre uyuşmazlığı karara bağlamaktan ibaret olmalıdır.
Eksik araştırma ve soruşturma ile karar verilemez. Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bendde belirtilen nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2.) bendde açıklanan sebeplerle, diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın taraflar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 27.01.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.