YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5497
KARAR NO : 2009/909
KARAR TARİHİ : 20.02.2009
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı-k.davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-k.davalı vekili avukat …..ile davalı-k.davacı vekili avukat …….. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava BK. 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup, davacı-karşı davalı yüklenici bakiye iş bedeli ile kâr kaybının tahsilini istemiş, davalı-karşı davacı iş sahibi ise eksik ve kusurlu iş bedelinin asıl alacaktan mahsubu ile fazla ödemenin istirdadını talep etmiş, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 18.05.2005 günlü ilk kararın temyizi üzerine Dairemizin 06.12.2006 T., 2005/5982 E., 2006/7134 K. sayılı ilâmı ile davalı-karşı davacı yararına bozulmuş, bu sefer mahkemece bozmaya uyularak yine asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen ikinci karar davalı-karşı davacı iş sahibi vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkeme tarafından hükmüne uyulan bozma ilâmında özetle; davalı iş sahibince, davacının imalâtı hatalı yapması sebebiyle eksik ve kusurları başka bir firmaya tamamlattırdığının savunulduğu, keza iş sahibinin yaptırdığı tesbit sonucu verilen raporda yüklenicinin gerçekleştirdiği imalâtın işe yaramadığı ve sökülüp yeniden yapılması gerektiğinin açıklandığı, oysa yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda imalâttaki kusurlardan bahsedilmeksizin mucerret bedel hesaplaması cihetine gidildiği, bu sebeple hatalı imalât bedeli yönünden raporlar arasında çelişki oluştuğu belirtilerek, gerektiğinde mahallinde keşif de yapılıp bilirkişi kurulundan alınacak raporla gerçekleştirilen işlerde eksik ve kusurlu imalât bulunup bulunmadığının saptanarak fesihte hangi tarafın kusurlu olduğunun ve davacı alacağının tesbit edilmesi, keza yüklenicinin icra takibindeki alacağın başka bir ilişkiden kaynaklandığı iddiası üzerinde durularak bir sonuca varılması gereğine değinilmiştir.
Hal böyle iken mahkemece bozma sonrası alınan ve hükme esas teşkil eden bilirkişi raporlarında önce; imalâtın usulüne uygun yapılmadığı, can güvenliğini tehlikeye sokacak nitelikte bulunduğu, keşif tarihinde bile bir kısım kusurlu imalâtların bulunduğu, eksik ve kusurlu iş bedelinin 40.000 Amerikan Doları tutarında olduğu ifade edilmiş, sonradan verilen ek raporda ise, ayıplı işlerin sökülüp yeniden yapılmasının işin ilk maliyetinden her zaman daha fazla olacağı, imalâtın tamamına yakın kısmının standartlara, yönetmeliklere ve genel iş ahlâkına aykırı olduğu, ancak iş bittiğinden daha önceki durumu bilemedikleri, keza evvelki raporda belirtilen 40.000 Amerikan Doları’nın eksik iş bedeli olup, “ayıplı iş bedeli” ifadesinin sehve dayalı olduğu bildirilmiş, imalâtlarla ilgili olarak yapılan tüm olumsuz teknik nitelendirmelere karşın da 2.296,51 Amerikan Doları tutarında kusurlu işler bedeli hesaplanmıştır. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere hükme esas alınan rapor ve ek raporlar kendi içinde çelişkili ve tutarsız olup hükme esas alınacak değerde değillerdir. O nedenle mahkemece bozma gereklerinin yerine getirildiğinden de söz edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Bunun yanında ancak önceki bozma ilâmında belirtilen incelemeler yapıldıktan sonra tarafların gerçek alacak ve borçluluk durumları ortaya çıkabilecek iken, ayrıca ilk bozmada karşı davanın reddine ilişkin mahkeme kararına yönelik itirazlar reddedilmeyip incelemeye yönelik şekilde davalı-karşı davacı yararına bozma yapıldığından önceki mahkeme hükmünün karşı davanın reddine dair kısmının kesinleştiğinin kabulü de doğru olmamıştır.
Şu halde mahkemece yapılacak iş, Dairemizin 06.12.2006 gün ve 2005/5982-7134 sayılı bozma ilâmının 2. bendinde izah edilen hususlar için, yeniden oluşturulacak, uyuşmazlık konusu hakkında uzmanlığı bulunan ikisi teknik, birisi hukukçu bilirkişi kurulundan gerektiğinde keşif de yapılarak rapor alınıp, tarafların vâki olursa rapora karşı itirazlar da karşılandıktan sonra, yine tarafların bir kısım kabulleri de gözardı edilmeksizin dava ve karşı dava hakkında bir sonuca varılmasıdır.
Belirtilen hususlar dikkate alınmadan, yetersiz ve çelişkili bilirkişi raporları esas alınarak yazılı şekilde karar verilmiş usul ve yasaya aykırı bulunmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, (625,00) TL duruşma vekâlet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak, kendisini Yargıtay duruşmasında vekille temsil ettiren davalı-karşı davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı-k.davacıya geri verilmesine, 20.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.