YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6726
KARAR NO : 2009/6335
KARAR TARİHİ : 23.11.2009
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, 43.272,82 YTL (TL) bakiye iş bedelinin tahsili istemi ile açılmış ve mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 34.971,22 YTL (TL) alacağın 27.04.2006 tarihinden geçerli olmak üzere değişen oranlardaki yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davada, yanlar arasında “sözlü” olarak yapılan sözleşme gereğince tişört üretimi ve davalı yana teslimi hususunda anlaştıklarını bildiren davacı 790 adet ürünün davalı tarafından teslim alındığı ve bedelini ödediği ve 2961 adet ürün, üretilip teslim alınması için davalıya uyarıda bulunulmuş olduğu halde; ürünleri teslim almaktan kaçındığını ve davalıdan 43.272,82 YTL (TL) tutarında alacaklı olduğunu ileri sürerek davalıdan tahsilini istemiştir.
Yanlar arasında “yazılı” sözleşme yapılmamıştır. “Sözlü” olarak yapıldığı ileri sürülen sözleşme Borçlar Kanunu’nun 355. maddesinde tanımlandığı üzere, niteliğince bir eser sözleşmesidir. Davacı yüklenici; davalı ise, iş sahibidir. Tarafların yargılama aşamasındaki bildirimleri ve bilirkişi kurulu raporları birlikte değerlendirildiğinde; 2961 adet ürünün modellerine göre birim fiyatlarının 16,00-16,50-15,00 YTL (TL) olduğu ve 2961 adet ürünün, davacıda bulunduğu ve ayrıca 790 adet ürünün ise, davalı tarafından teslim alınmış olduğu hususlarında uyuşmazlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Davalı işsahibi, ürünlerin, en geç mart ayının ortasında kendisine teslim edilmesi gerekirken, teslim edilmediğini ve dolayısıyla teslimde temerrüde düştüğünü ve gecikmiş ifayı kabule zorlanamayacağını savunmaktadır. Oysa, sözleşme konusu ürünlerin teslimi gereken tarih, yani teslim süresi yanlarca kararlaştırılmamıştır. 2961 adet ürünün teslim alınması için davacı tarafından davalıya gönderilen 27.03.2006 günlü faks davalıya tebliğ olunduğu halde davalı yanca cevap verilmediği gibi; davacı tarafından davalıya tebliğ olunan 20.04.2006 tarihli ve 13218 yevmiye numaralı ürünlerin teslim alınması, bedelinin ödenmesi ihtarını içeren ihtarnameye, davalı tarafından gönderilen 27.04.2006 tarihli cevabi ihtarnamesinde de teslim almadığı ürünlerle ilgili sipariş vermediğini, davacıya bildirmiştir. Oysa, yargılama aşamasında yaptığı açıklamalardan anlaşıldığı üzere; davalı işsahibi, yanlar arasında kurulduğu ileri sürülen akdî ilişkiyi kabul etmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 364. maddesi gereğince, kural olarak, işin bedeli yani eserin bedeli teslim zamanında ödenir. Eserin parça parça tesliminde, bedelin ödenmesi kararlaştırılmış ise,
her parçanın bedeli onun teslimi zamanında ödenmek gerekir. Ancak, iş bedelinin istenebilir olduğu zamanı taraflar, yasal düzenlemeden farklı şekilde kararlaştırabilirler. Somut olayda, 2961 adet ürünün, davalının iş yerinde teslim edilmesi gerektiği davalı yanca savunulmadığı gibi; davacının iş yerinde ürünlerin teslim alınması gerektiğini bildirir davacı ihtarlarına karşı da cevap vermemiştir. Yüklenici davacı şirketin teslimde temerrüde düşmüş olduğunu, davalı iş sahibi yasal delillerle kanıtlayamadığı gibi, yanlar arasındaki sözleşmenin feshi isteminde de bulunmamıştır. Aksine, Borçlar Kanunu’nun 90. maddesi hükmü gereğince, davalı şirket, davacı yüklenici tarafından “alacaklı temerrüdüne” düşürülmüştür. O halde, 2961 adet ürünün, davalı tarafından reddini gerektirir hukuksal bir sebebin varlığı kanıtlanamadığına göre, ürünlerin teslimi koşulu ile istenebilir olan ve hakedilen iş bedelinin, davalıdan tahsilini, davacı isteyebilir. Somut olayda, toplam iş bedeline mahsuben çek ile davacıya 20.000,00 YTL (TL) ödeme yapıldığı çekişmesizdir. Toplam iş bedeli tutarı da 63.272,82 YTL (TL) olduğuna göre, az yukarıda açıklandığı üzere, mahsuben yapılan ödeme düşüldüğünde de davacının 43.272,82 YTL (TL) alacağının tahsilini isteme hakkı bulunduğu ortaya çıkmaktadır.
Mahkemece, uygulanan Borçlar Kanunu’nun 43. maddesi hükmü gereğince, maddî tazminat tutarı belirlenebilir; aynı Yasanın 44. madde hükmünde ise, maddî zararın tutarının indirilmesi sebepleri düzenlenmiştir. İş-eser bedeli maddî tazminat olmayıp, alacak niteliğinde bulunduğundan Borçlar Kanunu’nun anılan hükümleri uygulanamaz. Ayrıca, Türk Medeni Yasası’nın (2-4.) maddesi mahkemece uygulanıp, iş bedeli belirlenemez. Açıklanan tüm bu sebeplerle, davacı elinde bulunan 2961 adet ürünün davalıya teslimi koşulu ile 43.722,82 YTL (TL) alacağın, davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bendde belirtilen nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2.) bendde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz sebeplerinin kabulüne ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 53,20 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan, bakiye 1.482,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 23.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.