Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2008/7645 E. 2009/3847 K. 25.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7645
KARAR NO : 2009/3847
KARAR TARİHİ : 25.06.2009

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat …. Davalı vekili gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –

Davacı vekili yurtdışına satmış olduğu traverten ve mermerlerin ahşap ambalajlarının ısıl işlemlerinin yapılması konusunda davalı ile anlaştıklarını, davalının 735,24 m2’lik yurtdışına sevkedilecek mermerlere ait bu taahhüdünü sanki usulüne uygun yerine getirmiş gibi ahşap kasaların üzerini mühürleyerek 20.03.2006 tarihli faturayı tanzim ettiğini, malları da kendi atölyesinden direk olarak Amerika’ya sevk için İzmir limanına gönderdiğini, davalının gönderdiği ihraç malların tümünün uygunsuz katı ahşap ambalaj malzemeleri kullanıldığından Türkiye’ye geri gönderildiğini bu yüzden ekstra masraflar yapıldığını, maddî ve manevî zarara uğradıklarını, davalı firmanın bu hataların kendilerinden kaynaklandığını kabul ederek dönen ahşap kasalardaki eksiklikleri bizzat giderdiği halde, 11.09.2006 tarihli ihtarla belirtilen zararları karşılamadığını ileri sürerek ekstra masraflar karşılığı 6.440,55 $, müşteri gruplarının kaybı nedeniyle uğranılan zarar 2.500 $ ve manevî tazminat olarak 2.500 $ olmak üzere toplam 11.440,55 $’ın ihtarla oluşan temerrüt tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı cevabında; süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığından davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini 20.03.2006 tarihli fatura ile gönderilen mamullerde eksik ve hata bulunmadığını, ısıl işleminde eksiklik olsa İzmir Gümrük Müdürlüğünün işlemleri ve kontrolleri esnasında meydana çıkacağını, kasalarda ısıl işleminin olmadığı bir an kabul edilse dahi Türkiye’ye gönderilmeden Amerika’da yapılmasının mümkün olduğunu, davacı tarafından yapıldığı, ileri sürülen harcamaların da uygun olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının satışa konu mermerleri İzmir limanında 22.03.2006 tarihinde davacıya teslim ettiği, davacının da satın aldığı malları, ambalaj malzemelerini bu tarihte kontrol etmesi gerektiği, BK’nın 198/1-2 ve TTK’nın 25/3. maddesi uyarınca açık ayıplar
yönünden 2 gün, gizli ayıplar yönünden ise 8 gün içinde muayene ihbar mükellefiyetini yerine getirmesi gerektiği 11.09.2006 tarihinden önce ayıp ihbarında bulunduğunu iddia ve isbat edemediği, satılanı bu hali ile kabul etmiş sayılacağı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Davalı yüklenici davacının yurtdışına satış taahhüdünde bulunduğu traverten ve mermerlerin ahşap ambalajlarının ısıl işlemlerinin (Sandık tahtalarının kurtlanmaması için yapılan işlem) yapılması işini sözlü anlaşma ile üstlenmiş, 735,24 m2’lik mermerleri ahşap kasalara yerleştirip 20.03.2006 tarihli faturayı tanzim ederek malları kendi atölyesinden direkt olarak Amerika’ya sevk için İzmir limanına göndermiştir. Davalının gönderdiği ihraç malların tümü uygunsuz katı ahşap ambalaj malzemeleri kullanıldığından ve bu nedenle ithal edilemeyeceğinden Türkiye’ye geri gönderilmiş, davacının davalı firmanın bu hataların kendisinden kaynaklandığını kabul ederek dönen ahşap kasalardaki eksikleri bizzat giderdiği yolundaki iddiasına davalı karşı çıkmamıştır.
Eser sözleşmelerinde açık ayıplar yönünden BK’nın 359, gizli ayıplar yönünden ise BK’nın 362. maddesi uygulanır. Ayıp ihbarı şekle tabi olmayıp sözlü veya telefonla dahi yapılabilir. Davalının mallar ihraç kaydı ile kendisine teslim edildiğinden kasaları direkt davacıya teslim etmeyip limanda gümrüğe teslim etmiş olması, ayıpların varlığı anlaşılınca kendisine bildirilmesi üzerine gereken tamamlayıcı işlemleri de yaparak tekrar yurtdışına gönderilmesi karşısında dosya kapsamı deliller ve tanık beyanları ile ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabulü ile davacının 11.09.2006 tarihli ihtarındaki talepleri ve alınan 01.04.2008 tarihli bilirkişi raporuna karşı davacının ileri sürdüğü itirazlar da nazara alınıp ek rapor alınmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi yerine tacirler arasındaki satış ve trampa sözleşmeleri ile ilgili olan ve eser sözleşmelerinde uygulama imkânı bulunmayan TK’nın 25 ve BK’nın 198/1-2 maddelerinden sözedilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1.) bendde yazılı nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2.) bendde açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 625,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 25.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.