Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/2136 E. 2010/2072 K. 12.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2136
KARAR NO : 2010/2072
KARAR TARİHİ : 12.04.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, köy gelişme alanı imar planı yapım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın ve cezai şartın tahsili istemiyle açılmış, davalı fahiş istemde bulunulduğunu, bedelin ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7. maddesinde, imar planının valilik tarafından onaylandıktan 2 ay süre içinde ödeme yapılmadığı takdirde 20.000,00 Amerikan Dolarının cezai şart olarak ödenmesi, bu cezai şartın ödenmesinin Sözleşmedeki yapım işi ücretini isteme hakkını ortadan kaldırmayacağı hükmüne yer verilmiştir. Kararlaştırılan bu ceza, Borçlu Kanunun 158/I. maddesinde düzenlenen seçimlik ceza niteliğindedir. Sözleşmenin ifası durumunda istenemez ise de, aksine hüküm bulunduğundan davacı, iş bedeli yanında kararlaştırılan cezayı da isteyebilir. Nevar ki, davalı iş sahibi köy muhtarlığı olup, işin bedeli de bilirkişi raprouna göre 8.000,00 TL civarındadır. Borçlar Kanunu’nun 161/son maddesi uyarınca, hakim fahiş gördüğü cezaları tenkisle mükelleftir. Davalının sıfatı, iş bedeli gözetildiğinde ceza tutarının fahiş olup olmadığının mahkemece incelenmesi gerekir. Takdir hakkının, tarafların iktisadi durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemesi dolayısıyla sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışı ölçü olarak alınmak suretiyle tayin edilmelidir. Bu husus gözetilmeden cezanın aynen kabulü doğru olmadığı gibi, sözleşmede kesin vade yer almadığından, davacı 01.06.2005 tarihli ihtarıyla verilen ödeme süresi eklendiğinde davalıyı 10.06.2005 tarihinde temerrüde düşürdüğü halde, bu tarih yerine, 30.08.2000 tarihinden faiz başlatılması, hükmedilen asıl alacağın KDV tutarı hesaplanıp, hüküm yerinde gösterilmeden infazda tereddüt yaratacak biçimde, sadece KDV’den sözedilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Karar, tüm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 12.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.