Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/2559 E. 2010/3143 K. 02.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2559
KARAR NO : 2010/3143
KARAR TARİHİ : 02.06.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat Burak Aydın …. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, haksız ihtiyâti tedbir nedeniyle uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı, davalı yüklenici şirket ile 22.07.1999 tarihinde “Metro Antalya Grosmarket Arazi Geliştirme ve Satış Vaadi Sözleşmesi”ni imzaladıklarını, yüklenici şirketin sözleşme ile üstlendiği işi süresinde ifa etmemesi ve sözleşme hükümlerini ihlal etmesi nedeniyle, yükleniciye ödenen avansların teminatı olmak üzere yükleniciden alınan “avans teminat mektupları”nın nakde çevrilmesi için bankaya müracaat ettiğini, ancak davalı yüklenicinin talebi üzerine İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2001/7 Değişik iş dosyası ile verilen “teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesine” ilişkin 28.02.2001 tarihli ihtiyati tedbir kararı nedeni ile teminat mektuplarını nakde dönüştüremediğini, ihtiyati tedbir kararının aynı mahkemece 31.10.2002 tarihinde kaldırıldığını belirterek, davacı şirketin ihtiyati tedbir kararının verildiği tarihten kaldırıldığı tarihe kadar oluşan “vergi yükümlülüğüne” ilişkin zararı ile “faiz kaybı”na ilişkin zararının davalıdan tahsilini istemiştir.

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, “davacı şirket tarafından verilen döviz cinsinden avansların vergi hukuku açısından borç verme niteliğinde olduğu, bu nedenle oluşan kur farklarının gelir (kazanç) olarak vergiye tabi tutulduğu, böyle bir kazanca kaynaklık eden borçludan (davalıdan) ödenen vergilerin istenemeyeceği” görüşüne yer verilmiş, bilirkişi raporunda, davacının ihtiyati tedbirin uygulanması nedeniyle, uğradığını ileri sürdüğü faiz kaybına ilişkin olarak bir değerlendirmede bulunulmamıştır. Oysa, davacı dava dilekçesinde, teminat mektuplarının ihtiyati tedbir kararı nedeniyle geç paraya çevrilmiş olmasından dolayı faiz kaybında da uğradığını ileri sürerek, talepte bulunmuş olup, bu konuda hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmaması doğru değildir. HUMK’nın 275. maddesi uyarınca mahkeme çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Aynı Yasa’nın 283. maddesine göre de, hakim, bilirkişi raporunda noksan veya müphem gördüğü hususların tamamlanması veya açıklanması, tarafların rapora itirazları var ise, bu itirazların cevaplanması için bilirkişi veya bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verebilir.
O halde, mahkemece yapılması gereken iş, davacının uğradığını ileri sürdüğü faiz kaybı zararı yönünden, itirazlar da nazara alınarak bilirkişilerden Yargıtay denetimine elverişli ek rapor almak ve sonucuna göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 02.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.