YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2849
KARAR NO : 2010/2962
KARAR TARİHİ : 25.05.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … …. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, 22.11.1995 ve 04.07.1997 tarihli sözleşmeler uyarınca davalı tarafından yapımı kararlaştırılan 2577 Ada 7 nolu parsel üzerindeki inşaatın 1. normal kat 3 nolu bağımsız bölüm tapusunun iptâli ile davacı adına tescili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Yanlar arasında sözleşme uyarınca tapuda devir yapıldığı ve bu devrin eser sözleşmesinin ifasına yönelik olduğu 04.07.1997 tarihli adi yazılı belge ile doğrulanmış ise de, davalı cevabında davacıya tapuda satış gösterilen işlem sebebiyle bedel ödendiğini savunmuş ve buna ilişkin olarak da 03.05.1998 tarihli tutanak suretini ibraz etmiştir. Davacı bu tutanağa karşı yaptığı açıklamada adi belgeyi kabul etmediğini bildirmiştir. Ancak mahkemece belge inkâr olunmasına rağmen belgenin davacı tarafından düzenlenip düzenlenmediği araştırılmamıştır. Bu nedenle mahkemece davacının HUMK’nın 230 ve devamı maddeleri uyarınca isticvap olunması, gerektiğinde imza incelemesi yaptırılmak suretiyle belgenin sıhhatinin saptanması, davacıya satış bedelinin ödendiğinin anlaşılması halinde gerek tapu devirlerinden ve gerekse 04.07.1997 tarihli inşaat sözleşmesinden sonra imzalanan bu belgeye itibar olunarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle davanın kabulü doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 25.05.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
KARŞI OY YAZISI
Yanlar arasında 22.11.1995 tarihinde yapılan sözlü, 04.07.1997 günü imzalanan adi yazılı arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmeleri ile, davalı yüklenici davacının da paydaş olduğu … 2577 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşaat yapmayı üstlenmiş, 04.07.1997 tarihli sözleşmede yapılacak inşaattaki birinci normal katın davacı arsa sahibine bırakılması, inşaata diğer hissedarların hisselerinin yüklenici tarafından alınmasını müteakip başlayacağı ve başlangıç tarihinden itibaren anahtar teslimi olarak davacıya verileceği kararlaştırılmıştır. Taşınmazdaki diğer arsa sahiplerinin paylarını davalı yüklenicinin izaleyi şuyu davası sonucu satın aldığı, bu suretle kat karşılığı inşaat sözleşmesinin davacı arsa sahibi ile pay alımı suretiyle paydaş olan davalı arsa sahibi yüklenici tarafından imzalandığı ve tüm arsa sahiplerinin sözleşmede taraf oldukları anlaşılmaktadır.
Arsa payı karşılığı inşaat yapım ve gayrımenkul satış vaadi sözleşmeleri tapuda pay devri taahhüdünü de içerdiğinden TMK’nın 706, BK’nın 213, Tapu Kanununun 26 ve Noterlik Kanununun 60. maddeleri uyarınca tapu sicil müdürlüğü veya noterlerce düzenleme şeklinde yapılması zorunludur. Resmi şekil geçerlilik koşuludur. Taraflar arasındaki 22.11.1995 ve 04.07.1997 tarihli sözleşmeler resmi şeklide yapılmadığından geçersiz ise de;
davacı arsa sahibi sözlü akde istinaden 102/256 arsa payını 22.11.1995 tarihinde, adi yazılı sözleşmeye istinaden 26/256 hissesini de 04.07.1997 günü davalı yükleniciye tapuda devrettiğinden Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 30.09.1988 gün 1987/2 Esas 1988/2 Karar sayılı kararının gerekçesi ve Daire’mizin yerleşmiş uygulamalarına göre sözleşmeler geçerli hale gelmiş ve yanlar arasında geçerli-yanları bağlayıcı arsa payı inşaat yapım sözleşmesi kurulmuştur. Tapuda satış gösterilse dahi tapudaki pay devirleri geçerli hale gelen sözleşmeler gereği olarak ve avans niteliğinde yapılmıştır.
Davalı yüklenici sunduğu 03.05.1998 tarihli adi yazılı tutanak başlıklı belge ile yanlar arasındaki ilişkinin kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi ilişkisi olmadığını, davacının hisselerini tapuda satın aldığını ve bedelini ödediğini savunarak bedeli ödediğine dair sözkonusu belgeye dayanmıştır. Az yukarıda açıklandığı üzere sözlü ve adi yazılı kat karşılığı inşaat sözleşmeleri tapuda pay devri suretiyle geçerli hale geldiğinden daha sonraki tarihi taşıyan bu adi yazılı tutanak, sözleşmelerin kat karşılığı inşaat yapımı değil gayrımenkulde hisse satışına ilişkin olduğunu kanıtlamaya yeterli değildir. Yine bu tutanakla arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmelerinin tapuda hisse devri şekline dönüştürüldüğünün kabulüne de, sözkonusu tutanak geçerli sözleşmeleri değiştiren, arsa sahibinin mülkiyet hakkını ortadan kaldıran ve şartlarını ağırlaştıran nitelikte olup resmi şekilde yapılmaması sebebiyle BK’nın 12. maddesi geçersiz olduğundan, olanak bulunmamaktadır.
Bu açıklamalar ve hukuki saptamalara göre yerel mahkemenin sözlü ve adi yazılı sözleşmeleri geçerli kabul edip, bunların doğrultusunda davacının hakettiği bağımsız bölümün adına tescili ile gecikme tazminatına hükmetmesi usul ve yasa ile dosya kapsamındaki delillere uygun olduğu ve kararın onanması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz.