Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/323 E. 2010/174 K. 22.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/323
KARAR NO : 2010/174
KARAR TARİHİ : 22.01.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, İİK’nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine takip borçlusu davalının vâki itirazının iptâli istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… 1. İcra Müdürlüğü’nün 2007/13639 takip sayılı dosyası kapsamından; davacı tarafından davalı hakkında adi takip yoluyla başlatılan icra takibinde, 22.02.2005 tarihiyle 13.06.2006 tarihi arasında ödenmediği iddia olunan 11 adet faturanın takibe dayanak alındığı ve 57.200,50 TL asıl alacak ile 38.821,49 TL işlemiş temerrüt faizinin tahsilinin istendiği ve takip borçlusu davalının süresindeki itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi; takip konusu asıl alacak tutarı üzerinden davalının vâki itirazının iptâlinin istemiyle açılan davanın da süresinde olduğu tespit olunmuştur.
Yanlar arasında yazılı sözleşme yapılmadığı çekişmesizdir. Ancak, davalı şirketin makinalarının bakım ve tamiri işinin sözlü sözleşme ile davacı tarafından yüklenilmiş olduğu da tarafların kabulündedir. Davacı yüklenici; davalı ise, iş sahibidir. Davalı vekili 2004 yılında davacı ile dava dışı …’ın ortak olduklarını bildirerek müvekkili şirketle sözleşme konusu işin yüklenilmesi hususunda anlaştıklarını, davalı şirket tarafından … üzerinden yapılan ödemelerin, davacı tarafından kabul edilmemesi sebebiyle uyuşmazlık yaratıldığını ve …’a yapılan tüm ödemeleri gösterir belgelerdeki imzaların davacı tarafından da inkâr olunmadığını ve uyuşmazlık konusu yapılan faturalardaki işlerin bedelinin davacı tarafa ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davacı … ise, yargılama sırasında, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 151. maddesi hükmüne uygun şekilde imzaladığı açıklamasında; … ile ortak olmadığını ve onun aracılık etmesiyle davalı şirkete ait tamir işlerini yaptığını ve davalı tarafından yapılan ödemelerin … tarafından alınıp kendisine verildiğini ve bu yolla davalıdan 200.000,00 TL tutarında iş bedelini tahsil ettiğini ve …’ın imzasının bulunduğu belgelerin doğru olduğunu; ancak, icra takibi ve davaya dayanak alınan 11 adet fatura bedelinin tahsil edilmediğini açıklamıştır. Dava dışı … ise, tanık sıfatıyla yargılama sırasında verdiği ifadesinde; ödeme makbuzu altındaki imzaların kendisine ait olduğunu, davalı şirketin iş bedeline mahsuben yaptığı ödemeleri davacıya teslim ettiğini, ancak, ne miktarda tahsilat yaptığını bilmediğini bildirmiştir. Tarafların ve tanık …’ın tüm anlatımları ve dosyadaki ödeme belgeleri ile faturalar birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından yapılan işlerin bedellerinin davalı yükleniciden tahsili işinde …’ın davacıyı temsil ettiği yani davacının temsilcisi sıfatıyla hareket ettiği sonucuna varılmaktadır. Borçlar Kanununun 33/II. maddesi gereğince …’ın yetkisinin kapsamı, sadece iş bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini içermektedir. Borçlar Kanununun 32. maddesi gereğince de …’a yapılan ödemelerin de davacı yükleniciye yapılmış olduğunun kabulü gerekmektedir.
Mahkemece, tarafların ticari defterlerinde bilirkişi aracılığıyla yaptırılan inceleme sonucu alınan 15.04.2008 tarihli bilirkişi raporu hükme dayanak alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Sözü edilen bilirkişi raporunda, davalı iş sahibinin davacıdan 19.350,34 TL alacaklı olduğu açıklanmışsa da; davalının davacıdan alacaklı olduğuna yönelik bir savunması bulunmamaktadır. Borçlar Kanununun 364. maddesi gereğince, kural olarak yani sözleşmede başka bir düzenleme kararlaştırılmamış ise, yüklenicinin iş bedeli, işin teslimi zamanında istenebilir olur. İşin, iş sahibine teslim ve onun tarafından da kabul edildiğini ve iş bedelinin istenebilir olduğunu yüklenici; iş bedelinin tamamen ya da kısmen ödendiğini ise iş-eser sahibi yasal delillerle kanıtlamakla ödevlidirler. İcra takibi ve davaya dayanak alınan faturalarda gösterilen işlerin yüklenici davacı tarafından yapılmış olduğu hususunda yanlar arasında çekişme bulunmadığına göre; iş bedelinin tamamen ya da kısmen ödenmiş olduğunu da davalının yasal delillerle kanıtlaması gerekmektedir. O halde, dava ve icra takibine dayanak alınan faturaların bedellerinin davacıya ya da yetkili temsilcisi …’a ödenmiş olup olmadığının, davalının ticari defterlerindeki dayanak belgelerin İş Bankası’nın 03.06.2008 tarihli yazısı ve ekindeki belgelerin ve dosya kapsamına sunulan makbuzların birlikte incelenmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple, mahkemece, uzman bilirkişi aracılığıyla yukarıda açıklanan şekilde inceleme yaptırılarak takip ve dava konusu alacağın davalı tarafından ödenip ödenmediğinin belirlenmesi ve varılacak sonuca göre uyuşmazlık çözüme bağlanmalıdır. Eksik soruşturma ile karar verilemez.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, kararın davacı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 22.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.