Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/3272 E. 2010/3750 K. 29.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3272
KARAR NO : 2010/3750
KARAR TARİHİ : 29.06.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup ödenmediği iddia olunan iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vâki itiraz üzerine itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 icra inkâr tazminatının tahsili istenmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacı yüklenici Ankara 9.İcra Müdürlüğü’nün 2007/2760 esas sayılı dosyasında başlattığı icra takibinde, kendisince düzenlenen 13.02.2007 gün ve 047030, 047131 ve 047132 sıra numaralı toplam bedelleri 32.108,00 TL olan açık faturalara istinaden 32.108,00 TL asıl alacak ve 356,76 TL işlenmiş faiz olmak üzere toplam 32.464,76 TL’nin asıl alacağa uygulanacak yıllık %25 faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, davalı iş sahibinin itirazı üzerine açtığı itirazın iptâli davasında ise sadece asıl alacağa yönelik itirazın iptâlini ve takibin talepnamedeki diğer koşullarla devamını istemiştir.
Yukarıda değinildiği üzere icra takibi 13.02.2007 tarihli faturalara dayalıdır. Ne var ki anılan faturalar dava dilekçesinde de bildirildiği gibi davalı yana tebliğ edilememiş, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda da aynı faturaların davalı defterinde kaydının olmadığı tesbit edilmiştir.
Eser sözleşmelerinde yüklenicinin iş bedelini talep edebilmesi için öncelikle iş sahibi ile kurduğu akdi ilişkiyi kanıtlamak suretiyle aksi kararlaştırılmamışsa imalatı gerçekleştirip teslim ettiğini ispat etmesi zorunlu bulunmaktadır (BK’nın 364 m.).
Somut uyuşmazlıkta davalı iş sahibi gerek icra takibine yaptığı itirazında, gerekse de davada açıkladığı savunmasında faturalarda gösterilen malları almadığını, işleri yaptırmadığını ileri sürerek akdi ilişkiyi inkâr etmiştir.
Davacı yanca davalıya karşı yüklenildiği iddia edilen araç bakım ve onarım işlerinin yerine getirildiğini kanıtlamak amacıyla dosyaya 06.02.2007 tarihli muhtelif sevk irsaliyeleri sunulmuş ve bu irsaliyelerde davalı çalışanının imzası bulunduğu anlaşılmış, mahkemece de bahsi geçen irsaliyelerin orada adı geçen malların davalı çalışanına teslim edildiğini göstermeye yeterli olduğu gerekçesi ile fatura bedelleri üzerinden davanın kabulü yoluna

gidilmiştir. Oysa davada taraflar arasında, satış değil iş görme sözleşmelerinin bir türü olan eser sözleşmesinin olduğu iddia edilmektedir. Davacının davalıya araç yedek parçası satışı yapması söz konusu değildir. Keza sevk irsaliyelerinde davalının hangi plakalı aracına, ne tür bir işlem yapıldığı da açıklanmamıştır. Bu itibarla dosyadaki sevk irsaliyelerinin yüklenilen işi ve onun ifa edilerek teslim edildiğini gösterdiğini söylemek mümkün değildir.
Şu halde mahkemece davacı yükleniciye üstlendiği işleri ifa ederek teslim ettiğini ispatı yarayacak tüm kanıtları ibraz ettirilmeli, kanıt sunamadığı veya sunduğu kanıtların ispata yeterli görülmemesi durumunda ise dava ve delil listesi dilekçelerinde yemin deliline de dayandığı gözetilerek davalıya yemin teklif hakkı olduğu hatırlatılıp, akdi ilişkiyi ispat ettiğinin kabulü halinde yapılıp teslim edildiği belirlenecek işlerin BK’nın 366. maddesi uyarınca yapıldıkları tarihteki serbest piyasa rayiçleri ile bedelleri uzman bilirkişiye hesaplattırılarak, bedeline hükmedilmeli, tersi durumda ise dava reddedilmelidir.
Kabule göre de, davaya esas icra takibinde talep edilen asıl alacağa niteliği belirtilmeksizin sabit şekilde yıllık %25 oranında faiz uygulanması talep edilmesine ve takip tarihi itibariyle bu oranın reeskont faizine karşılık gelmesine rağmen hüküm yerinde asıl alacağa değişen oranlarda reeskont faizi yürütülmesine kararı verilmesi yerine sabit olarak %25 avans faizi uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 29.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.