YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3948
KARAR NO : 2010/5570
KARAR TARİHİ : 21.10.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş davalı-k.davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde taraf vekilleri yapılan tebligata rağmen gelmediklerinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 29.05.1996 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmış olup, davacı arsa sahibi, davalı ise yüklenicidir. Asıl davayı açan davacı arsa sahibi inşaatın sözleşmesinde belirtilen sürede teslim edilmediğini ve daha önceki dönem için açtığı davanın kesinleştiğini, 01.01.2000 ile 31.05.2002 tarihleri arasındaki süre için 31 daire ve 4 dükkanın kira alacağının tahsili için takip yaptığını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptâlini, takibin devamını ve %40 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiş karşı davayı açan yüklenici ise; sözleşmenin 6. maddesi uyarınca tapuya konulan ipoteklerin fekkini ve bu yüzden oluşan zararın tahsilini istemiş mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiş, verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasında imzalanan sözleşmede inşaatın süresinde bitirilememesi halinde 33 bağımsız bölüm için 1 yıl süre ile kira tazminatı ödeneceği, bu süre sonunda da teslimin gerçekleşmemesi durumunda akdin fesh edileceği kabul edilmiştir. Sözleşmede belirtilen bu süre sözleşmenin feshedilemeyeceği dönem olup iş sahibi bu süre geçtikten sonra sözleşmeyi feshedebileceği gibi akdi fesh etmeyip ifayı beklemek ve bu süre için gecikmeden dolayı gerçekleşen alacaklarını talep etme hakkına sahiptir.
Bu nedenle mahkemece 1 yıl kira bedeli alınabileceğine dair kabulde isabet bulunmamaktadır. Daha önce açılan davada 17 Ağustos 1999 tarihine kadar geçen süre için
31 daire 4 dükkanın gecikme tazminatına hükmedilmiş ve bu karar talep miktarına göre Dairemizce onaylanmıştır. Dolayısıyla belirtilen miktar dışındaki kısım için gerek bağımsız bölüm adedi ve gerekse miktar yönünden kesinleşmiş bir karardan sözedilmesi mümkün değildir. Davalı cevabında davacının 32 daire ve 1 adet dükkan için talepte bulunabileceğini belirtmiştir. Sözleşmesinde ise 33 bağımsız bölümden bahsedilmiştir. Bu nedenle mahkemece öncelikle davacının kaç adet daire, kaç adet dükkan için gecikme tazminatı isteyebileceği saptanmalı, icra takibinden önce bağımsız bölümlerin fiilen davacıya teslim edilip edilmediği belirlenip teslim yoksa 01.01.2000 ile 31.05.2002 tarihleri arasındaki dönem için gecikme tazminatına hükmedilmeli, 31.05.2002 tarihinden önce teslim davalı tarafından kanıtlanırsa o tarihe kadar hesaplanacak miktar hüküm altına alınmalıdır. Hükümde alacağa uygulanacak faiz reeskont (yasal) olarak gösterilmiş olup, faizin icra takibinden 01.05.2005’e kadar reeskont, bu tarihten sonra da yine icra müdürlüğünce sorulup belirlenecek reeskont oranında uygulanacağı ortadadır. Hüküm bu sebeplerle davacı arsa sahibi yararına bozulmalıdır.
Davalı ve karşı davacı kooperatifin temyiz itirazlarına gelince; diğer temyiz itirazları yerinde değil ise de sözleşmenin 6. maddesinde davalıya devredilecek tapu kayıtlarına konulacak ipoteklerin aşamalı olarak kaldırılması öngörülmüştür. İnşaatın tamamlanma aşamasına getirildiği savunulduğuna göre her ne kadar davadan önce arsa sahibi bu konuda temerrüde düşürülmemiş ise de davada ipoteklerin kısmen kaldırılması istenildiğinden inşaatın getirildiği aşama gerektiğinde mahallinde keşif yapılmak suretiyle saptanarak yüklenicinin ipoteği feketme hakkının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, aşamasına göre fekki gereken ipoteklerin kaldırılmasına karar verilmeli, ancak ipoteğin amacı arsa sahibinin sözleşmeden doğan haklarının teminat altına alınması olduğundan ve sözleşmede %20’lik orandaki ipoteğin kaldırılması iskân alınması koşuluna bağlandığından kalan %20 orandaki ipoteğin bedeli iskân için gerekli işlem ve masraflarına yetecek miktara uyarlanmalıdır.
Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebelerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmayan taraflar yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, fazla alınan temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 21.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.