Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/4429 E. 2010/6677 K. 06.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4429
KARAR NO : 2010/6677
KARAR TARİHİ : 06.12.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … …. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, iş bedelinin ödenmeyen kısmının tahsili için başlatılan icra takibinin davalı iş sahibinin itirazı üzerine durması nedeniyle itirazın iptâli, icra takibinin devamı, icra inkâr tazminatı istemleriyle açılmış, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı yüklenici şirket vekili icra takibinde avans faizi isteminde bulunmuştur. Taraflar arasındaki ilişki, tarafların sıfatları ve Türk Ticaret Kanunu’nun 12/III. maddesi dikkate alındığında, davacı yüklenici şirketin avans faizi isteminin kabulü gerekirken yasal faiz yürütülmek suretiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3-Davacı yüklenici şirket keşif gideri olarak toplam 1.106,56 TL harcama yaptığı halde, keşif giderinin kararda yargılama giderleri içerisinde 582,40 TL olarak gösterilmesi de hatalı olmuştur.
4-İİK’nın 67/II. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatının karar altına alınabilmesi için davalı borçlunun icra takibine itirazında haksız olması gerekir. Likit bir alacağın bulunmadığı, bilirkişi raporu ile sonuca varıldığı durumlarda davalı borçlu icra takibine itirazında haksız sayılamaz.
Somut olayda alınan bilirkişi raporu doğrultusunda sonuca varıldığından davalı icra takibine itirazında haksız sayılamaz. Bu nedenle icra inkâr tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü de yanlış olmuştur.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekirse de, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nın 438/VII. maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kararın hüküm fıkrası 1 numaralı bendinin dördüncü satırında yer alan “yasal faiz yürütülmesine” kelimelerinin karardan çıkartılmasına, yerine “icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa değişen oranlar da dikkate alınarak avans faizi yürütülmesine” kelimelerinin yazılmasına, 3. bent uyarınca kararın hüküm fıkrası altı numaralı bendinin ilk satırında yer alan “582,40” ikinci satırında yer alan “786,05” ve “390,00” rakamlarının karardan çıkartılmasına, yerlerine sırasıyla “1.106,56”, “1.310,21” ve “719,00” rakamlarının yazılmasına, 4. bent uyarınca kararın hüküm fıkrası 2 numaralı bendinin karardan tamamen çıkarılmasına, yerine “şartları oluşmadığından davacı yüklenici şirketin icar inkâr tazminatı isteminin reddine” kelimelerinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 750,00’şer TL vekâlet ücretinin taraflardan karşılıklı olarak alınarak Yargıtayda duruşmada vekille temsil olunan karşı tarafa verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 06.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.