YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/571
KARAR NO : 2010/258
KARAR TARİHİ : 26.01.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı asil … ile davalı vekili Avukat … …. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı asil ile davalı avukatı dinlendikten sonra dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, borçlu olmadığının tesbiti istemiyle açılmış, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı alacaklı şirketin temyiz itirazlarına gelince; alacaklı vekili 17.10.2007 günlü takip talebinde davacıların ödemelerini 8.000,00 TL gösterip, bu miktarı düşmek suretiyle icra takibini başlatmış ise de, 31.10.2007 tarihinde icra müdürlüğüne başvurarak davacılar tarafından yapılan ödemenin 8.500,00 TL olduğunu açıklamış, takip talebini bu şekilde düzeltmiştir. Davacılar tarafından açılan davada alacaklı vekilinin 31.10.2007 tarihli beyanı dikkate alınmadan dava konusu miktar 16.035,00 TL gösterilmek suretiyle dava açılmıştır. Aslında davalı alacaklı vekilinin düzeltme beyanı dikkate alındığında icra takibine konu teşkil eden miktar 15.534,86 TL olduğuna ve bu miktarın tamamı yönünden davacıların borçlu olduklarının tesbitine karar verildiğine göre, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, davalı alacaklı vekilinin davanın açılmasından önceki tarihli davacıların ödeme miktarlarının 8.500,00 TL olduğu yönündeki beyanı dikkate alınmaksızın davacıların 500,64 TL borçlu olmadıklarının tesbitine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 08.11.2007 tarihli 2007/393 Esas sayılı ek kararı ile icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyâti tedbir kararı verildiğine ve davalı vekili de cevap dilekçesinde tazminat isteminde bulunduğuna göre, İİK’nın 72/IV. maddesi uyarınca davalı yararına tazminatın karar altına alınması gerekirken, bu konuda herhangi bir hüküm oluşturulmaması da doğru olmamıştır.
Davacılar tarafından açılan davanın 500,64 TL’Lik kısmının kabulüne karar verildiği halde, fazla miktarda harcın davalıdan tahsiline karar verilmesi, ayrıca yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı zararına fazla olarak hesaplanıp hüküm kurulması da kabul şekline göre bozma nedenidir.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1.) bendde yazılı nedenlerle davacıların tüm temyiz itirazlarının reddine, (2.) bent uyarınca davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı şirket yararına BOZULMASINA, 750,00 TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalı şirkete verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 26.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.