Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/6139 E. 2011/677 K. 09.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6139
KARAR NO : 2011/677
KARAR TARİHİ : 09.02.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, bakiye iş bedelinin tahsili istemiyle açılmış; mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 88.592,00 TL’nin 30.06.2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ve verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Karar, davalıya ilanen tebliğ edilmiş ise de; 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 29/II. bendi hükmü gereğince, mahkemece verilen karar ile ilan sureti ve temyiz dilekçesinin örneği herkesin kolayca görebileceği bir yerde asılarak ilan edildiğine ilişkin tutanak düzenlenmediğinden ve kararın davalıya tebliğine ilişkin işlemin Tebligat Yasası’na uygun olmadığı anlaşıldığından davalı tarafça yapılan temyizin süresi içinde yapılmış olduğunun kabulü gerekmiştir.
Dava dosyası kapsamı incelendiğinde; dava dilekçesi örneğini içerir ve duruşma gün ve saatini bildirir tebligatın, 7201 Sayılı Yasa’nın 28 ve 29. maddeleri ile Tebligat Tüzüğü’nün 46 ve 47. maddeleri hükümleri uyarınca davalıya yapılmış olduğu görülmektedir. Ancak Tebligat Kanunu’nun 29/II. maddesi hükmü ile Tüzüğün 47. maddesi hükmü gereğince dava dilekçesi kapsamı ve ilan sureti bir ay süreyle mahkemece, herkesin kolayca görebileceği bir yere asılarak ilan edilmediği anlaşılmaktadır. Diğer yandan, davalının tebliğe yarar adresi de yeterince araştırılmamıştır. O halde, davalıya duruşma gün ve saatini bildirir ve dava dilekçesi örneğini içerir şekilde geçerli bir tebligatın, mahkemece yapılmış olduğundan sözedilemez.
HUMK’nın 73. maddesi hükmü gereğince, dava dilekçesinin, Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümlerine uygun ve hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde davalıya tebliğ edilmesi ve savunmasını yapabilme olanağının sağlanması, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde işin esasının incelenerek uyuşmazlığın hükme bağlanması zorunludur. Taraf teşkili kamu düzeninden olmakla, hakimin re’sen gözetmesi gereken bir husus olup, taraflara usulüne uygun şekilde tebligat yapılmadıkça mahkemece yargılama yapılıp, hüküm verilemez. Bu sebeplerle davalının savunma hakkı kısıtlanmış olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya, ödediği temyiz peşin ve Yargıtay başvurma harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 09.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.