YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6224
KARAR NO : 2010/6999
KARAR TARİHİ : 16.12.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmış olup davacı yüklenici kalan iş bedeline karşılık olarak bir adet dükkanın tescilini, olmadığı takdirde bedelinin tahsilini istemiş, davalı iş sahibi davanın reddini savunmuş, mahkemece yapılan ıslah da nazara alınarak dükkan bedelinin tahsiline dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık taraflar arasında düzenlenen 06.06.2001 günlü sözleşmeden doğmuş, anılan sözleşmede davacı yüklenicinin davalı iş sahibi kooperatife ait blokların kazan, radyatör ve diğer işlerini toplam 155.000,00 TL götürü bedelle ve üç ay içinde yapması kararlaştırılmıştır.
Davacı yüklenici mevcut davada; yüklendiği işleri tamamlayıp teslim etmesine rağmen sözleşmede toplam iş bedelinin bir kısmının ödenme şeklini gösteren 4. maddedeki “yapıcı firma kooperatife ait 15.000.000.000 TL değer kabul edilen dükkanlardan 1 adet alacaktır” hükmü uyarınca kendisine verilmesi gereken dükkan tapusunun verilmediğini beyanla dükkan tapusunun adına tescilini, bu talep kabul edilmezse bedelinin tahsili istemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporlarına dayanarak tapuda davacıya verilecek G blokta dükkan tapu kaydı olmadığı, bu itibarla tescil isteminin fiili imkânsızlık nedeniyle reddi gerektiği, ancak yapılan ıslah nazara alınarak dava tarihindeki değeri 35.000,00 TL’nin hüküm altına alınması gerektiği ifade olunmuştur.
Oysa yukarıda da belirtildiği gibi taraflar iş bedelini BK’nın 365. maddesinde gösterildiği üzere götürü usulde tesbit etmişlerdir. Anılan Yasa hükmüne göre yüklenici üstlendiği işi kararlaştırılan fiyata yapmaya mecburdur. Nitekim sözleşmenin 3. maddesinde götürü bedel 155.000,00 TL olarak saptanmış, 4. maddesinde de bu iş bedeline mahsuben yükleniciye bir adet 15.000,00 TL değerinde dükkan verileceği yazılmış, hatta aynı maddenin son bendinde “borcun tamamından dükkan bedeli olan 15.000.000.000 TL düşülecektir” ifadesi de yer almıştır. Şu halde sözleşme ile ortaya çıkan taraf iradelerinde yükleniciye götürü bedele mahsuben “bir dükkan” verilmesi değil, “15.000,00 TL değer kabul edilen bir dükkan” verilmesi benimsenmiş bulunmaktadır.
Bu durumda sözleşme konusu işlerin yapıldığı konusunda herhangi bir çekişme bulunmadığından ve davalı iş sahibince bakiye 15.000,00 TL götürü bedelin davacıya ödendiği savunulup ispat da edilmediğinden anılan bu bedel üzerinden davanın kabulü yerine sözleşmenin hatalı yorumu sonucu kalan iş bedelinin daire bedeli olarak değerlendirilip bu bedelin de dava tarihi itibariyle güncellenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 16.12.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
– KARŞI OY YAZISI –
Yanlar arasında imzalanan sözleşme ile davacının yükümlendiği iş karşılığında kısmen bedeli para ve bir kısım imalât için de 15.000,00 TL değerindeki bir dükkanın tapusunun davacıya devri öngörülmüştür.
Davacı edimini yerine getirmiş, ancak dükkan tapusu davacıya devredilmediğinden eldeki dava açılmıştır. Dosya kapsamından davacıya dükkan yerine bir dairenin fiilen teslim edildiği ve davacının oyalandığı da anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının davalıya gönderdiği 2004 tarihli ihtarla dükkanın devrini istediği gözetilerek o tarih itibariyle dükkan bedelinin saptanıp hüküm altına alınması gerekir. 06.06.2001 tarihinde belirlenen 15.000,00 TL dükkan bedelinin hüküm altına alınması şeklindeki bozma yararlar dengesine uygun düşmemiştir. Sayın çoğunluğun görüşüne bu nedenle katılmadığımdan karara muhalifim.