Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/6385 E. 2010/6882 K. 13.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6385
KARAR NO : 2010/6882
KARAR TARİHİ : 13.12.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
Vek. Av. …

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, sulama tesisinin davalının oyalaması sonucu yapılamadığı, bilahare tasfiyesine karar verildiğinden uğranılan zararın, yapılan masrafların tahsili istemiyle açılmıştır. Davalı reddini savunmuş, mahkemenin kısmen kabule dair kararı, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davada oranı belirtilmeden ticari faiz istenilmesine, mahkemecede ticari faizle aynı oranda bulunan yasal faiz uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasında 03.10.2000 tarihinde sulama tesisi onarımı konusunda sözleşme imzalanmış, 27.10.2000 tarihinde yer teslimi yapılmış, ancak, davalının ödenek yokluğu nedeniyle çalışma yapılmayacağına dair yazıları üzerine işe başlanılamamış, bu husus 2005 yılına kadar devam etmiş, davalının 13.12.2005 tarihli yazısıyla da işin tasfiyesine karar verildiği bildirilmiştir. Davalının kusuruyla iş yapılamadığına göre davacı, kâr kaybı isteminde haklı kabul edilmelidir. Nevar ki hükme dayanak bilirkişi raporunda kâr kaybı hesabı, dava tarihi olan 2008 yılı birim fiyatları esas alınarak yapılmıştır. Oysa yukarıda değinildiği üzere 13.12.2005 tarihinde tasfiye bildiriminde bulunulduğundan davacı bu tarihte işin yapılmayacağını öğrenmekle kâr kaybını istemesi gerekirken dava tarihine kadar bekleyerek zararın artmasına sebebiyet vermesi BK’nın 98. maddesi yollamasıyla BK’nın 44. maddesi hükmüne aykırıdır. Öte yandan kabul edilen hesapta BK. 325 madde hükümleri dikkate alınmadan kâr miktarı hesaplanması da doğru olmamıştır. O halde yapılması gereken
iş; bilirkişilerden ek rapor alınarak davacının 2005 yılı birim fiyatlarına göre kâr kaybı nedeniyle uğradığı zararın hesaplanması, bundan BK’nın 325. maddesi uyarınca işi yapmamakla artırdığı veya başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bile bile kaçındığı miktarı tespit ederek indirmek suretiyle saptanan tutarın tahsiline karar vermekten ibarettir. Bu husus üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davalının, dava açılmadan önce temerrüde düşürülmediği, faize dava tarihinden hükmedilmesi yerine tasfiye tarihinden hükmedilmesi de BK’nın 101. maddesine aykırı olmuştur.
Kabule göre de, davalı yararına takdir edilen vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesi gerekirken, davalıdan alınarak davacıya verilmesi de bozma nedenidir.
Karar tüm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 8,25 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 13.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.