Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/6479 E. 2010/6871 K. 13.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6479
KARAR NO : 2010/6871
KARAR TARİHİ : 13.12.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –

Dava, İİK’nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; icra takibine takip borçlusu davalının vâki itirazının iptâli istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Didim İcra Müdürlüğü’nün 2006/1616 takip sayılı dosyası kapsamından; davacı tarafından davalı hakkında adi takip yoluyla başlatılan icra takibinde, takibe dayanak alınan 03.07.2006 tarihli faturada gösterilen 14.810,00 TL asıl alacak ile 503,96 TL işlemiş temerrüt faizinin istendiği, takip borçlusu davalının süresindeki itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi; davalının asıl alacak tutarına yönelik itirazın iptâli istemiyle açılan itirazın iptâli davasının da süresinde açıldığı tespit olunmuştur.
Yanlar arasında yapılan “sözlü” sözleşme uyarınca; davalının “Yalı Caddesi No:22 Altınkum-Didim” adresindeki evinin demir doğrama, PVC kapı ve pencereleri yapımı işini davacı yüklenmiştir. Yanlar arasındaki sözleşme, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesinde tanımlandığı üzere niteliğince bir eser sözleşmesidir. Davacı yüklenici; davalı ise, iş sahibidir. Davacı yüklenici yaptığını ileri sürdüğü işlere ilişkin 20.06.2006 tarihli, 11637 numaralı ve 20.000,00 TL tutarlı fatura ile 03.07.2006 tarihli, 11638 sıra numaralı ve 14.810,00 TL tutarlı fatura düzenlemiş ve faturalarda yapılan işin PVC-demir doğrama işi olduğu gösterilmiştir. 20.06.2006 tarihli fatura bedelinin davalı tarafından davacıya ödenmiş olduğu çekişmesizdir. Davacı yüklenici, sözleşme konusu tüm işi yaparak, noksansız ve ayıpsız şekilde davalıya teslim ettiğini ve 03.07.2006 tarihli faturada gösterilen bedeli hakettiğini ileri sürmekte; davalı ise, işin eksik ve kusurlu yapıldığını, yapılan işin bedelinin de ödenmiş olduğunu savunmaktadır.
Davalı iş sahibi, Didim Noterliği aracılığıyla davacı yükleniciye gönderip, 29.08.2006 tarihinde tebliğ ettirdiği ihtarnamesinde sözleşme konusu işlerden hangilerinin ayıplı ve kusurlu işler olduğunu açıklamış; davacı yüklenici ise “ara demir kapı” işinin sözleşme konusu işlerden olmadığını bildirmiştir. Borçlar Kanunu’nun 2. maddesi hükmü gereğince, iki taraf sözleşmelerin temel noktalarında uyuşurlarsa, ikinci derecedeki noktalar belirlenmemiş olsa bile, sözleşme meydana gelmiş olur. Yan noktalar üzerinde uyuşulamazsa, hakim, işin niteliğine bakarak, onları belirler. Somut olayda; mahkemece, tanık anlatımları, tarafların açıklamaları ve bilirkişi raporunda açıklanan tespitler değerlendirilmek suretiyle yanlar arasındaki sözlü sözleşmenin konusu olan işlerin neler olduğu belirlenebilir. Bilirkişi incelemesiyle de, yüklenici tarafından yapılması yüklenilen işlerden eksik olan işler ile kusurlu yani ayıplı işlerin neler olduğu saptanabilir. Bilirkişi tarafından, sunulan raporlarda eksik ve kusurlu işlerin neler olduğu açıklanmıştır. Ancak, yanlar arasında iş bedeli miktarında uyuşmazlık bulunduğu halde, Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi hükmünde öngörülen yasal yöntemle, davacının yaptığı iş bedelinin tutarı saptanmamıştır. Çünkü, Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi hükmü gereğince iş bedeli, yanlarca önceden kararlaştırılmamış veya yaklaşık olarak kararlaştırılmış ise; iş bedelinin miktarı, uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulu aracılığıyla yaptırılacak inceleme sonucu, işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa rayiçlerine göre mahkemece belirlenmesi gerekir.
Mahkemece yapılacak iş; az yukarıda açıklandığı üzere, sözleşme konusu işlerin neler olduğunun öncelikle belirlenmesi ve yerinde uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılmak suretiyle inceleme yaptırılarak yüklenici davacının yaptığı tüm işin ayıplı işlerin nefaset farkları da düşülerek Borçlar Kanunu 366. maddesi hükmünde öngörülen yasal yönteme uygun şekilde bedelinin belirlenmesi ve yapılan iş bedelinden kanıtlanan davalı ödemesinin indirilmesi ve davacının hakettiği ödenmeyen alacağının bulunması durumunda davacı tarafından eksik bırakılan işlerin dava tarihi rayiçlerine göre bedelleri de saptanarak davacı alacağından mahsubunun yapılması ve varılacak sonuca göre uyuşmazlığın çözümlenmesinden ibaret olmalıdır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 13.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.