YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6539
KARAR NO : 2010/949
KARAR TARİHİ : 19.02.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesine dayalı bakiye iş bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davalılar vekili yargılama sırasında zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. Zamanaşımı def’i ilk itirazlardan olmadığı için yasal cevap süresinde verilecek dilekçede yazılması zorunluluğu yoktur. Ancak, cevap dilekçesinde söz edilmeyen zamanaşımı, daha sonra ileri sürülürse, davacı taraf savunmanın genişletilmesine karşı çıkabilir (HUMK m.202). İşte bu taktirde, zamanaşımı def’i incelenemez. Somut olayda, davalılar vekili yasal cevap süresinde verdiği dilekçesinde, zamanaşımından bahsetmemiş, 12.11.2008 tarihinde verdiği dilekçe ile zamanaşımı def’inde bulunmuş, 28.01.2009 tarihli celsede bu dilekçeyi elden alan davacı vekili, savunmanın genişletilmesine karşı çıkmamış, “zamanaşımı itirazını da kabul etmiyoruz, davamız 10 yıllık zamanaşımına tabidir” şeklinde olup, tutanağa geçirilen beyanı ile süreye değil zamanaşımının esasına karşı çıkmış, ancak daha sonra verdiği 02.02.2009 tarihli dilekçe ile süresinde yapılmayan def’ini kabul etmediklerini bildirmiştir. Davacı taraf, zamanaşımının süresinde ileri sürülmediği yolunda duruşma sırasında beyanda bulunmamış olmakla, savunmanın genişletilmesi hususunda davalılar yararına usuli kazanılmış hak meydana gelmiştir. Bu hak sonradan yapılan itirazla ortadan kaldırılamaz. Bu durumda mahkemenin “zamanaşımı itirazı ilk itirazlardan olup esasa cevap süresinde ileri sürülmediğinden reddine karar verilmiştir” şeklindeki gerekçesinde isabet olmayıp, zamanaşımı savunmasının yerinde olup olmadığının incelenmesi gerekir.
Kural olarak eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, müteahhidin kasıt veya ağır kusuru ile akdî hiç veya gereği gibi yerine getirmemiş, bilhassa ayıplı malzeme kullanmış veya ayıplı bir iş meydana getirmiş olması sebebi ile açılacak davalar hariç olmak üzere 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir (BK 126/IV ve 125. maddeleri). Zamanaşımı alacağın muaccel olduğu zamandan başlar (BK 128. md.). Somut olayda, yanlar arasında düzenlenen “protokol” başlıklı 14.07.2000 tarihli sözleşme ile davacı yüklenici şirket, davalılara ait depremde hasar gören binanın güçlendirilmesi işini üstlenmiş, iş süresi sözleşmede 4 ay olarak kararlaştırılmıştır. Davacı güçlendirme işini yaparak 2000 yılının Aralık ayında binayı davalılara teslim ettiğini ileri sürmüş, davalılar ise eksik işlerin varlığı ve işin süresinde bitirilmemesi nedeniyle 19.02.2001 tarihinde gönderdikleri ihtarname ile sözleşmeyi feshettiklerini belirtmişlerdir. Bu durumda yüklenicinin alacağının fesih tarihi olan 2001 yılı itibariyle muaccel hale geldiğinin kabulü gerekir. Davacı yüklenici eldeki temyize konu davayı açmadan önce 25.10.2001 tarihinde Cumayeri Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı itirazın iptâli davası ile bakiye iş bedelini konu ettiği icra takibine davalılar tarafından yapılan itirazın iptâline karar verilmesini istemiş, ancak davasını üç kez takipsiz bırakması sonucu 10.04.2008 tarihinde mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Açılmamış sayılan davanın zamanaşımını kestiğinden söz edilemez. Ayrıca zamanaşımı süresini kesen bir işlemin varlığı da iddia edilmediğine göre 2001 yılında başlayan 5 yıllık zamanaşımı süresi eldeki davanın açıldığı 10.07.2008 tarihinden çok önce dolmuştur.
O halde, davanın bu nedenle reddi yerine uyuşmazlığın esası incelenerek hükme varılması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı iş sahipleri yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 19.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.