YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6558
KARAR NO : 2010/2246
KARAR TARİHİ : 19.04.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Davalar, davalılara iş karşılığı temlik edilen alacakların temliki belgelerinin iptâli istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalılardan … hakkındaki davanın feragat sebebiyle; diğer davalılar hakkındaki davaların ise reddine karar verilmiş ve verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Asıl davada davacı vekili, … Madencilik Ltd.Şti. adına …’la sözleşme yapıldığını; alt yüklenici sıfatıyla … Hükümet Konağı İnşaatının bazı işlerinin bu davalı tarafından yüklenilmiş olduğunu, işi tamamen yapmadığı halde diğer davalılara temliklerin yapıldığını ve iş sahibi İdare nezdindeki hakedişlerine haciz uygulandığını; Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/91 Esas ve 2006/65 Karar sayılı hükmüyle birleştirilen davada ise; aynı iddiaları ileri sürerek, … ile … arasında yapılan temlikin iptâlini istemiştir.
Borçlar Kanunu’nun 162. maddesi hükmü gereğince; yasa, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça, alacaklı alacağını, borçlunun onayı aranmaksızın başka bir kimseye temlik edebilir. Aynı Yasa’nın 163. maddesi hükmü uyarınca da, alacağın temliki, yazılı biçimde yapılmış olmadıkça geçerli olmaz. Alacağın temliki, temlik eden alacaklı ile temlik alan şahıs arasında yapılan bir sözleşmeye dayalı olarak meydana gelen tasarrufi, kazandırıcı ve soyut bir hukuksal işlemdir. Dava dilekçelerinde hangi alacağın temliki sözleşmelerinin iptâlinin istendiği bildirilmediği gibi; davalılarla davacı arasındaki akdî ilişkilerin nitelik ve içerikleri dahi açıklanmamıştır. Oysa, HUMK’nın 179. maddesi hükmü uyarınca; davacı tarafından, açık bir şekilde davanın konusunun; davacı iddiasının dayanağı olan bütün maddi olayların ve delillerin nelerden ibaret olduğunun açıklanması gerekmektedir. Somut olayda, davalılardan hangilerinin alt yüklenici oldukları, hangi hukuksal sebeple ve hangi yazılı sözleşmeler ile kimlerin alacaklarının temlik olunduğu davacı yanca yeterince açıklanmamış; mahkemece de HUMK’nın 230 ve izleyen maddeleri hükümleri uyarınca davacı taraf, isticvap olunarak hukuksal nitelendirme yapılmamıştır (HUMK.md.75, 76).
Diğer yandan, mahkeme kararında hangi maddi olayların, hangi hukuki sebeplerle davaların reddini gerektirdiği, HUMK’nın 388-389. maddeleri hükümlerine uygun şekilde açıklanmadığı gibi; Anayasa’nın 141. maddesine uygun şekilde gerekçe gösterilmemiştir. Oysa taraflar, ancak, mahkeme kararında gösterilen gerekçe sayesinde hükmün, hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilirler. Yargıtay denetimi de kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olabilir. Açıklanan tüm bu hukuksal sebepler gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış; kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, kararın davacı yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 19.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.