Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/926 E. 2010/816 K. 15.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/926
KARAR NO : 2010/816
KARAR TARİHİ : 15.02.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, taşınır malların mevcut ise aynı, aksi halde 27.000,00 TL bedeli; karşı dava ise, 30.492,16 TL iş bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 16.048,00 TL alacağın davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine; karşı davanın da kısmen kabulü ile 6.420,00 TL alacağın karşı davalı-davacıdan tahsiliyle karşı davacıya verilmesine karar verilmiş ve verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı-karşı davalı vekili, 22.01.2002 tarihli ve “tutanak” başlıklı belge ile, vinç hidrolik sistemi parçalarının servis ve bakımı işinin yapılması için davalı şirkete teslim edilmiş olmasına ve teslimden itibaren uzunca bir süre geçmiş bulunmasına karşın işin yapılmadığını ileri sürerek, mevcut ise parçaların aynen iadesine; aksi halde ise 27.000,00 TL tutarındaki bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Yanlar arasında “yazılı” sözleşme yapılmadığı çekişmesizdir. Ancak, 22.01.2002 tarihli tutanakla davacı-karşı davalı şirkete ait vincin hidrolik sistemindeki parçaların, bakım ve onarımının yapılması için karşı davacı-davalı şirkete teslim edilmiş ve belirtilen tutanağın kapsamının doğru olduğu da tarafların kabulündedir. Borçlar Kanunu’nun 364. maddesi hükmü gereğince, yanlarca değişik bir düzenleme kararlaştırılmamış ise, işin bedeli, yüklenici tarafından işin, iş-eser sahibine tesliminde istenebilir olur. Somut olayda da, yüklenici davalı-karşı davacı şirket, öncelikle işi yaparak, iş sahibi davacı şirkete teslim
etmesi ya da Borçlar Kanunu’nun 90. maddesi gereğince davacıyı alacaklı temerrüdüne düşürmüş olması durumunda hakettiği iş bedelini isteyebilir. Oysa, yüklenici davalı şirket tarafından sözlü sözleşme konusu olan işin yapılmadığı tespit olunduğu gibi, iş sahibi şirketin alacaklı temerrüdüne düşürülmüş olduğundan da sözedilemez. Davalı-karşı davacı yüklenici şirket, yüklendiği ediminin ifasında kendi kusuruyla temerrüde düşmüş bulunduğundan, iş sahibi davacı şirket, yanlar arasında sözlü olarak yapılan ve Borçlar Kanunu’nun 355.
maddesinde tanımlandığı üzere, niteliğince bir eser sözleşmesi olan, sözleşmeyi geriye etkili sonuç doğurur şekilde feshedebilir (BK.m.106). Diğer yandan, Borçlar Kanunu’nun 108. maddesi gereğince, sözleşmeyi bozan alacaklı, kendine düşen borcu ödemekten kaçınabilir ve yapmış olduğu ödemeyi geri isteyebilir. Somut olayda da, iş sahibi davacı şirket, verdiği malzemelerin aynen iadesini, olmadığı takdirde bedelinin tahsilini istemekle, sözleşmeyi geriye etkili sonuç doğurur şekilde bozmuş bulunmaktadır. O halde, iş sahibi davacı şirket, kademeli olarak açmış olduğu davasında Borçlar Kanunu’nun 108 ve 61. maddeleri hükümleri gereğince, yüklenici şirkete teslim ettiği parçaların bedelini isteyebileceğinden ve ayrıca yüklendiği edimini ifa etmeyen yüklenici şirket, iş bedelini haketmediğinden tahsilini isteyemez. Bu hukuksal sebeple, yüklenici davalı-karşı davacı şirketin davasının tümden reddi gerekirken, mahkemece kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davalı-karşı davacı yüklenici şirketin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Az yukarıda da açıklandığı üzere, davacı-karşı davalı iş sahibi şirket, geriye etkili sonuç doğurur şekilde yanlar arasındaki eser sözleşmesini fesihte haklı olduğundan, yüklenici şirkete verdiklerinin iadesini talep edebilir (BK.108, 61. maddeleri). Buna göre yüklenici şirket tarafından davacıya iade olunmayan ve 22.01.2002 tarihli tutanakla teslim alınan parçaların, teslim tarihindeki nitelikleri dikkate alınarak dava tarihi itibariyle değerini iş sahibi şirket yükleniciden isteyebilir. Somut olayda ise, parçaların teslim tarihindeki niteliklerine göre dava tarihi itibariyle değeri, 17.05.2007 tarihli bilirkişi kurulu raporunda 8.142,00 TL olduğu açıklanmıştır. Mahkemece, davacı-karşı davalının davasının belirtilen bu miktar üzerinden kabulü gerekirken, parçaların çalışır haldeki değeri olan 16.048,00 TL alacağın davalı yükleniciden tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu sebeplerle de kararın, karşı davacı-davalı yüklenici şirket yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1.) bendde belirtilen nedenlerle, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, kararın (2.) bendde açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı; (3.) bendde gösterilen sebeplerle de davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 15.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.