YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1504
KARAR NO : 2010/2790
KARAR TARİHİ : 11.05.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, İİK’nın 67. maddesine dayalı olarak açılmış olup, icra takibine borçlu davalının vâki itirazının iptâli istemine ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-… İcra Müdürlüğü’nün 2007/7978 takip sayılı dosyası kapsamından; davacı şirketin, takip borçlusu davalı şirket hakkında adi takip yoluyla başlatmış olduğu icra takibinde, 2.823,24 TL asıl alacak ve 116,64 TL işlemiş temerrüt faizinin tahsilinin istendiği; takip borçlusu davalı tarafın süresindeki itiraz dilekçesinde 1.658,19 TL asıl alacak tutarının kabul edildiği, fazlaya ilişkin takip konusu alacağa itirazda bulunduğu anlaşıldığı gibi; sadece 2.823,24 TL asıl alacak üzerinden takip borçlusu davalının itirazının iptâli istemiyle açılan itirazın iptâli davasının da bir yıllık süresi içinde açıldığı tespit olunmuştur. Görüldüğü üzere; dava, takip konusu 2.823,24 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptâli istemiyle açılmıştır. Oysa, takip konusu asıl alacağın 1.658,19 TL tutarındaki kısmı için icra takibi kesinleşmiştir.
Mahkemece, yapılan inceleme sonucu davacının isteyebileceği alacak tutarının 2.240,06 TL olduğu saptanmış olup; bu miktardan davalı tarafça kabul edilen miktar indirildiğinde mahkemece, 581,87 TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptâline karar verilmesi gerekirken, dava konusu olmayan 102,86 TL işlemiş temerrüt faizine de hükmedilmiş olması HUMK’nın 74. maddesine aykırı olmuştur.
İİK’nın 67. maddesi hükmü gereğince, takip alacaklısı davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için anılan Yasa hükmünde öngörülen tüm koşulların birlikte gerçekleşmesi ve bu kapsamda davası kabul edilen alacağın takip borçlusu davalı tarafından belirlenebilir olması yani likid olması zorunludur. Oysa, davacının alacağı, bilirkişi incelemesi sonucu mahkemece belirlendiğinden likid sayılamaz. O halde; mahkemece, davası kabul edilen asıl alacak üzerinden davacı yararına %40 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 11.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.