Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/1672 E. 2010/7204 K. 24.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1672
KARAR NO : 2010/7204
KARAR TARİHİ : 24.12.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, temlik bedeli alacağının tahsiline ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı temlik alacaklısı, dava dışı ve davalının taşeronu olan…’ın, davalıdan olan hakediş alacaklarından 55.000,00 TL’nin kendisine temlik edildiğini beyanla anılan bedelin tahsilini istemiştir.
Gerçekten de noterde düzenlenen 14.03.2007 tarihli temlikname içeriğinden, dava dışı …ın davalı tarafından tahakkuk ettirilecek istihkaklarından 55.000,00 TL’Lik kısmını davacıya temlik ettiği anlaşılmaktadır. Temlikname davalıya tebliğ edilmiş, böylece belirtilen tutar yönünden yapılan temlik işleminden davalı haberdar olmuştur.
Davalı ise davaya cevabında, …’ın taahhüt ettiği işleri yarım bıraktığını, bir takım kamusal yükümlülüklerini yerine getirmediğini, keza kendisine sağlanan iaşe, ekipman ve sairenin de dikkate alınması gerektiğini, ancak bu hususların açıklığa kavuşturulmasından sonra temlik edebileceği bir alacağının olup olmadığının anlaşılabileceğini savunmuştur.
Mahkemece, temlik edenin davalı nezdinde herhangi bir hakediş alacağının doğup doğmadığı incelenmeden davalının üçüncü kişilerce yapılan bir takım icra takiplerinde haciz ihbarlarına karşı verdiği cevap dilekçesinde temlik bedelini kabul ettiği gerekçe yapılarak istem hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda işaret edildiği üzere davacı, temlik edenin davalı nezdinde tahakkuk edecek hakedişinden belli bir miktarı temellük etmiştir. Ancak ileride doğacağı belirtilen bu alacağın ortaya çıkıp çıkmadığı belli olmadığı gibi bu hususta gerekli araştırma da yapılmamıştır. Gerçekten doğduğu belirlenen veya doğacak bir alacağın temliki mümkün ise de mevcut olmayan bir alacağın temlikinden dolayı davalının herhalde borçlu olduğunun kabulünden sözedilemez. Nitekim BK’nın 167/I. maddesinde ifade edildiği gibi borçlu alacakla ilgili tüm savunmalarını temellük edene karşı da beyan edebilir. Somut uyuşmazlıkta davalı da talep edilen alacağa karşı itirazlarını bildirmiş olmakla tümünün değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Şu halde mahkemece taraflara delillerini sunma imkânı tanınarak, ibraz edilecek deliller çerçevesinde davalının temlik eden …’a herhangi bir borcunun olup olmadığı, varsa miktarı ve muaccel hale gelip gelmediği, konu özel veya teknik bilgiyi gerektirdiğinden HUMK’nın 275. maddesi uyarınca bilirkişi yardımından da yararlanılarak saptanmalı ve varılacak sonuç çerçevesinde bir hükme varılmalıdır.
Değinilen hususlar dikkate alınmaksızın davalının temlikin varlığına işaret eden bir dilekçesindeki ifadelerinden bahisle kabul beyanı varmışçasına hatalı yorum ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 24.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.