Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/1745 E. 2010/2217 K. 19.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1745
KARAR NO : 2010/2217
KARAR TARİHİ : 19.04.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan ödenmeyen iş bedelinin tahsili istemiyle açılmış olup, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
BK’nın 126/IV. maddesinde yüklenicinin ağır kusuru veya kasıtı ile akdi hiç veya gereği gibi yerine getirmemiş ve bilhassa ayıplı malzeme kullanmış veya ayıplı bir iş meydana getirmiş olması nedeniyle açılacak davalar hariç olmak üzere eser sözleşmelerinden doğan davalarda zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu düzenlenmiştir. Yine BK’nın 133/II. maddesinde de açılmış bir davada alacağın def’i yoluyla ileri sürülmüş olması halinde zamanaşımını keseceği kabul edilmiştir (Dairemizin 11.03.1993 gün 1993/660 Esas, 27.10.2009 gün 2009/4166-5712 E-K sayılı ilâmı ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 07.12.1989 gün 1989/5560 E. 1989/9416 K. sayılı ilâmları).
Somut olayda davalı iş sahibince yüklenicinin yaptığı icra takibi sebebiyle haksız olarak tahsil edilen bankadaki paranın istirdadı istemiyle açılan davada o dosyanın davalısı olan eldeki davanın davacısı yüklenici 04.03.2004 tarihli cevap dilekçesinde iş sahibinden yaptığı imalât sebebiyle alacaklı olduğunu def’i dava zımnında ileri sürmüştür. BK’nın 133/II. maddesi hükmüne göre zamanaşımının kesilmesi için alacaklının mutlaka dava açması veya icra takibinde bulunması zorunlu olmayıp aleyhine açılan davada kendi alacağını def’i olarak ileri sürmüş olması yeterli olduğu ve davalının bozmadan sonra 2008/490 E. numarasını alan Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin dosyasında 04.03.2004 tarihinde verdiği alacağının varlığını ileri sürdüğü cevap dilekçesi ile zamanaşımının kesildiği ve o dosyadaki kararın kesinleştiği tarihten 29.12.2008 dava gününe kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği anlaşıldığından mahkemece zamanaşımı def’i reddedilerek işin esası incelenip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yüklenici lehine BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 19.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.