YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/292
KARAR NO : 2011/3393
KARAR TARİHİ : 08.06.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … …. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin, sözleşmeye aykırılık nedeniyle feshi, tapu iptâli tescil ve menfi zararın tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davacı arsa sahibinin kendisine isabet eden bağımsız bölümlerin sözleşmede kararlaştırılandan küçük yapılması sebebiyle yüklenici aleyhine tazminat davası açmasının mümkün bulunmasına, dava açıldığında inşaat %40 seviyesinde ise de yargılamanın devamı sürecinde inşaata devam edilerek bitirilmiş olmasına ve BK’nın 360. maddesinin son fıkrasına göre bu halde sözleşmeye aykırı yapılan binanın kal’inin mümkün bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Az yukarıda belirtildiği gibi inşaat yanlar arasında düzenlenen sözleşmeye aykırı ve davanın açıldığı tarihte %40 seviyesinde ise de; ihtiyati tedbirin kaldırılması nedeniyle inşaata devam edilerek bitirildiği bu halde, dava tarihi itibariyle inşaatın sözleşmeye aykırı yapımına başlanması nedeniyle davacı dava açmakta haksız olmadığı ve inşaatın tamamlanmış olup kal’inin mümkün olmaması sebebiyle davanın reddi doğru görüldüğünden, davacının vekâlet ücretiyle sorumlu tutulmaması gerekirken aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Hüküm bu sebeple bozulmalıdır. Ne var ki yapılan bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/VII. maddesi gereğince düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulüyle mahkeme kararının hüküm kısmı 4. bendinin tamamının karar metninden çıkartılarak yerine 4. bent olarak “davacı dava tarihi itibariyle dava açmakta haksız olmadığından aleyhine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılmasına ve kararın değiştirilen bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 825,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 9,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 08.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.