YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2926
KARAR NO : 2010/5099
KARAR TARİHİ : 07.10.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, ödenmeyen iş bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vâki itiraz üzerine itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 inkâr tazminatının tahsili istemiyle açılmış olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı yüklenici davalının marketinin etrafına tel çekme işini yaptığını, bu işe ait 09.07.2007 tarihli ve 6.254,00 TL bedelli faturayı düzenlediğini, ancak davalının iş bedelini ödemekten kaçındığını iddia ederek fatura tutarı üzerinden davalı aleyhine icra takibine girişmiş, davalı, vekili aracılığıyla icra takibine karşı yaptığı itirazında davacıya herhangi bir borçlarının olmadığını, faturayı kabul etmediğini ve böyle bir faturadan kaynaklanan borcunun olmadığını ileri sürmüş, dava sırasında ise herhangi bir yanıt vermemiştir.
İş bedeli alacağını takip konusu yapan davacı yüklenici, davalı yanın akdî ilişkiyi inkâr etmesi karşısında öncelikle davalı ile kurduğu akdî ilişkiyi yazılı delillerle kanıtlaması zorunludur. Davada talep edilen miktar dikkate alındığında davalının bu ilişkiyi HUMK’nın 288. maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerekmektedir. Bu gibi bir durumda HUMK’nın 289. maddesinde ifade edildiği üzere ancak karşı tarafın açık muvafakatı halinde tanık dinlenebilmesi mümkündür. Davacı, akdî ilişkiyi kanıtlamak üzere herhangi bir yazılı kanıta dayanmamış durumdadır. Hal böyle ise de, dava dilekçesinin “Deliller” kısmında “sair yasal deliller” demek suretiyle yemin kanıtına da dayanmış bulunmaktadır. Şu halde mahkemece akdî ilişkinin yazılı delillerle kanıtlanamaması karşısında davacıya bu hususu ispat için davalıya yemin teklifine hakkı olduğu hatırlatılmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir sonuca varılmadır.
Değinilen yönler dikkate alınmaksızın akdî ilişki kanıtlanmışcasına ve işin bedeli konusunda herhangi bir anlaşma mevcutmuş gibi işin yapıldığı tarihteki bedeli de araştırılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 07.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.