YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3229
KARAR NO : 2011/6139
KARAR TARİHİ : 24.10.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı, imal olunup davalıya teslim edilen giyim eşyalarının bedelinin ödenmediğini, yapılan icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptâlini, takibin devamını ve %40 tazminata karar verilmesini istemiş, mahkemece teslim olunan malların açık ayıplı olduğu, süresinde davacıya ihbar edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davalıya teslim edilen malların ayıplı olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. Bilindiği gibi eser sözleşmesi BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, ayıp ihbarına dair hükümler de BK’nın 359 ve 362. maddelerinde tanzim olunmuştur. Dolayısı ile eserin tesliminden sonra iş sahibi işlerin mutad cereyanına göre imkânını bulur bulmaz, o şeyin muayeneye ve kusurları varsa bunları yükleniciye bildirmeye, gizli ayıplarda ise ayıba vakıf olduğu tarihte derhal yükleniciye ihbar etmeye mecburdur. Aksi takdirde eser olduğu gibi kabul edilmiş sayılmakta ve iş sahibinin imalâtın ayıplı olduğuna ilişkin talep hakkı sona
ermektedir. Bu nedenle mahkemece TTK’nın ayıba dair 25. maddesine dayanılarak sonuca varılması doğru olmamıştır. Dava konusu olayda tekstil ürünleri davalıya 17.04.2007 tarihinde teslim edilmiş, ayıp ihbarı ise 23.06.2007 tarihinde açık ayıplı ürünler yönünden süresinden sonra yapılmıştır. Bu nedenle davalının ürünlerdeki açık ayıplar yönünden talep hakkı sona ermekte ise de davalı tarafından yaptırılan 2007/82 D.İş sayılı tespit dosyasından alınan bilirkişi raporundan ve mahkemece alınan raporda ürünlerde kullanım sonucu ayıpların meydana geldiği belirtildiğinden mahkemenin kabulünün aksine, davalının gizli ayıplardan dolayı bedelden tenzil isteme hakkı bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece gizli ayıplı malların miktarı ve bedelden tenzili gereken tutarının saptanması, belirlenememesi halinde BK’nın 42. maddesi doğrultusunda bedelden uygun bir miktarın tenzil edilmesi ve olayda inkâr tazminatı şartları oluşmadığından davacının inkâr tazminatı istemi de reddedilerek dava sonuçlandırılmalıdır.
Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 24.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.