YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3237
KARAR NO : 2010/5788
KARAR TARİHİ : 27.10.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hüküm asıl davada asli müdahil birleşen davada davacı … ile davalı … vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı … vekili Avukat … Davalılar vekilleri gelmedi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı alacaklı … tarafından davalı arsa sahibi aleyhine açılan asıl davaya asli müdahil olarak katılan …, arsa sahibi davalı ile yüklenici arasında düzenlenen Elazığ 3. Noterliği’nin 08.06.1999 tarihli Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi uyarınca, davalıya ait Elazığ İli Merkez İlçe 90 ada 1192 parsel sayılı taşınmaza inşa edilen binanın 7. kat 15 nolu dairesini 14.06.2001 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile yükleniciden satın aldığını, satın aldığı tarihte dairenin sadece kaba sıvasının yapılmış olduğunu, kendisinin dairenin eksiklerini tamamladığını belirterek tapunun iptâli ile 15 nolu bağımsız bölümün kendi adına tescili, açtığı tapu iptâli davasının reddi ve tapunun davalı üzerinde kalması durumunda ise dairenin rayiç bedelinin reeskont faizi ile birlikte davalı arsa sahibinden tahsili isteminde bulunmuştur. …, 21.06.2006 tarihinde yüklenici aleyhine de aynı istemle dava açmış, Elazığ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/377 esasına kaydedilen dava 10.10.2006 tarihinde eldeki temyize konu dava ile birleştirilmiştir.
Davalı arsa sahibi, yüklenici …’ın sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece Daire’mizin 06.06.2007 tarihli bozma ilâmına uyulmasına karar verilmiş, 25.02.2010 tarihli kararla “…’ın tapu iptâli ve tescil davasının reddine, alacak isteminin kabulü ile 36.612,00 TL’nin 28.03.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı arsa sahibinden tahsiline, yüklenici aleyhine açılan birleşen davanın da reddine” karar verilmiş, karar davalı arsa sahibi vekili ile asli müdahil ve birleşen davanın davacısı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Müdahil ve birleşen davanın davacısı tarafından açılan dava, hukuki niteliği itibariyle arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümün satın alınması nedeniyle kişisel hakka dayalı tapu iptâli ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Daire’mizin 06.06.2007 tarihli bozma ilâmında; yüklenici tarafından inşaatın terk edildiği tarihteki seviyesinin saptanarak bu seviyeye göre yüklenicinin ve dolayısıyla halefi olan …’ın tescil isteme hakkının doğup doğmadığının araştırılması ve oluşacak sonuca göre tescil istemi hakkında bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bozma kararından sonra yapılan keşif sonucu düzenlenen 06.07.2009 tarihli bilirkişi raporunda; inşaatın keşif tarihi itibariyle fiili olarak tüm bağımsız bölümlerinde ikamet edildiği, eksik işlerin tamamlanmış olduğu, arsa sahibi davalı tarafından yaptırılan Elazığ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/131 D. iş sayılı tesbit dosyası esas alındığında, yüklenicinin inşaatı terk ettiği tarihte, inşaatın fiziki seviyesinin %81,50 olduğu saptanmıştır. Yükleniciden dava konusu bağımsız bölümü satın alan birleşen davanın davacısı …, inşaatın yüklenici tarafından terk edilmesinden sonra inşaattaki eksikliklerin kendisi ve dava dışı kat maliklerince tamamlandığını ileri sürmüş, davalı arsa sahibi ise yüklenicinin inşaatı yarıda bırakmasından sonra gerek Sosyal Sigortalar Kurumuna gerekse belediyeye olan borçları ödediği gibi inşaatı da devam ettirip bitirdiğini savunmuştur.
Daire’mizin 06.06.2007 tarihli bozma ilâmına karşı birleşen davanın davacısı tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine verilen, Daire’mizin 24.01.2008 günlü karar düzeltme isteğinin reddine ilişkin ilâmında da “… inşaatın tamamlanıp tamamlanmadığı ve tamamlanmış ise yüklenici namına, satın alanlar tarafından tamamlanıp tamamlanmadığının araştırılıp sonucuna göre mahkemece karar verileceğinin tabiî bulunduğu” özellikle vurgulanmıştır. Mahkemece, karar düzeltme isteğinin reddine ilişkin ilâmda açıklanan inceleme ve araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmiştir.
Kural olarak yüklenicinin terkettiği seviyeden sonra inşaattaki eksik işlerin arsa sahibi tarafından tamamlandığının kabulü gerekir. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, bu durumun aksini ispat etmek, aksini iddia edene aittir. Bu durumda inşaatın, dava konusu 15 nolu bağımsız bölümü yükleniciden satın alan … ile dava dışı kat maliklerince tamamlandığının … tarafından ispatlanması gerekir. Dosya kapsamından inşaatın iskân ruhsatının alınmadığı anlaşılmaktadır. Arsa payı devri karşılığı inşaat sözleşmesinin 4. maddesine göre inşaatın “anahtar teslimi” yapılacağı kararlaştırıldığından iskân ruhsatı alma yükümlülüğü birleşen davanın davalısı yüklenicidedir. Yükleniciden şahsi hakkını temellük edenler onun halefi durumundadır.
Böyle olunca, mahkemece yapılması gereken iş; Daire’mizin karar düzeltme isteğinin reddine ilişkin 24.01.2008 günlü ilâmında açıklanan inceleme ve araştırmanın yapılarak inşaatın, davacı … ve dava dışı kat maliklerince tamamlanıp tamamlanmadığını belirlemek, inşaat … ve yüklenici namına satın alanlar (kat malikleri) tarafından tamamlanmışsa, sözleşme uyarınca iskân ruhsatı alma yükümlülüğü yüklenicide olduğundan …’ın yüklenicinin halefi olduğu dikkate alınıp iskân alınması için gerekli giderleri belirleyip bu konuda “birlikte ifa” kuralını uygulamak, birleşen dosya davacısı ve asıl davada aslî müdahil olan… inşaatın kendisi ve dava dışı kat maliklerince tamamlandığını ispatlayamazsa davayı şimdiki gibi reddetmek olmalıdır. Açıklanan hususlar dikkate alınmaksızın, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de; asıl davaya müdahale dilekçesinde, müdahil … vekili tarafından, 15 nolu bağımsız bölümün müdahil adına tescili isteminin reddi halinde “dairenin rayiç bedelinin” tahsili talep edildiği halde, mahkemece, 15 nolu dairenin müdahil tarafından satın alınmasından sonra “eksik işlerinin ikmâli için yapılan masrafların” arsa sahibinden tahsiline karar verilmesi, hakimin re’sen nazara alınabilecek istisnalar dışında iddia ve savunma ile bağlı olup ondan fazlasına veya “başka bir şeye” hükmedemeyeceğini hüküm altına alan HUMK’nın 74. maddesine aykırı olmuştur. Yine asıl davada müdahilin tapu iptâli ve tescil istemi reddedildiği halde davalı arsa sahibi yararına vekâlet ücretine hükmedilmemesi de kabul şekli yönünden doğru olmamıştır.
Kararın açıklanan nedenlerle bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden müdahil ve birleşen davanın davacısı ile davalı arsa sahibi yararına BOZULMASINA, 750,00 TL vekâlet ücretinin davalı arsa sahibi …’dan alınıp Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen müdahil ve birleşen davanın davacısına verilmesine, davalılar Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunmadıklarından yararlarına vekâlet ücreti verilmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 27.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.