Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/3606 E. 2011/4751 K. 19.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3606
KARAR NO : 2011/4751
KARAR TARİHİ : 19.07.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, yapı güçlendirme bedelinin tahsili istenmiş, mahkemece davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davalılardan arsa sahibi … tarafından sözleşmeden … haklarının davacılara temlik edildiği 24.02.2003 günlü protokol kapsamından anlaşılmakla artık kendisine husumet yöneltilemeyeceğinden hakkında verilen ret kararı yerinde olup, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Arsa sahibi ile yüklenici arasında düzenlenen 16.02.1993 günlü “Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Villa Karşılığı İnşaat Mukavelesi” gereğince maliki olduğu villayı davacılara satan arsa sahiplerinden … 24.02.2003 günlü protokolde devrettiği bağımsız bölümden dolayı sözleşmeden kaynaklanan haklarını da davacılara devretmiştir.
Davacılar satın aldıkları villanın beton dayanıklılığının, projesindeki teknik özelliklere sahip olmadığını ve güçlendirilmesine ihtiyaç bulunduğunu ileri sürerek 2005 yılında mahkeme kanalı ile yaptırdıkları tesbitte, villanın güçlendirme masraflarını hesaplatmışlar, eldeki davada da güçlendirme bedelinin tahsilini talep etmişlerdir.
Davacılar, yapıda tespit edilen gizli ayıbı yaptırdıkları muayene ile tespit ettirdikten sonra davalı yana tespit bilirkişi raporunu tebliğ ettirmek suretiyle BK’nın 362. maddesinde öngörülen ihbar mükellefiyetini de yerine getirmişlerdir.
Dava konusu villanın beton dayanıklılığının yeterli bulunmadığı, bu hususun BK’nın 362. maddesinde öngörülen gizli ayıp niteliğinde olduğu, bu nedenle yapının güçlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu, yargılama sırasında alınan bilirkişi kurulu raporuyla teyit edilmiş bulunmaktadır.
Mahkemece; davacıların işin teslimini beklemeleri ve ondan sonra zararlarını isteyebilecekleri, henüz herhangi bir maddi zararın oluşmadığı, onun için alacak davasının dinlenemeyeceği gerekçesi ile red kararı verilmişse de, dosya kapsamı itibariyle davacıların uyuşmazlık konusu villayı mevcut hali ile teslim aldıkları ve halen de aynı yerde ikamet ettikleri anlaşıldığından BK’nın 360/II. maddesinde belirtilen hakları kullanmalarına herhangi bir yasal engel bulunmadığı ortadadır.
Şu halde, mahkemece yapılacak iş; gizli ayıbın tespit edildiği 2005 yılı serbest piyasa fiyatlarıyla davacılara ait villanın yapı güçlendirme bedelinin hesaplattırılması ve bulunacak bedelin yükleniciden tahsili, bunun yanında dava konusu beton imalâtının yapıldığı dönemde görevli olan fenni mesulün de araştırılarak tesbit edilecek fenni mesulün yüklenici ile birlikte hükmedilecek bedelden birlikte sorumlu tutulması olmalıdır.
Değinilen hususlar dikkate alınmaksızın hatalı değerlendirme ve eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 19.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.