YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3617
KARAR NO : 2011/3648
KARAR TARİHİ : 21.06.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, iş bedelinin tahsili istemiyle açılmış, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı… Limited Şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı taşeron vekili dava dilekçesinde, … İlköğretim Okulu inşaatının yüklenicisinin davalı şirket olduğunu, davalı şirketin okulun tuvaletlerinin alüminyum asma tavanları ve alçıpan işlerinin yapımını müvekkiline verdiğini, müvekkilinin işleri tamamladığını, davalı şirket tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, yapılan işin bedelini Antalya 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/162 D.iş tespit dosyası ile tespit ettirdiklerini belirterek, iş bedelinin en yüksek ticari faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilini istemiştir.
Davalı yüklenici şirket vekili, müvekkili şirketin davacıya iş vermediğini, davalı şirketin okul inşatının yüklenicisi olduğunu, inşaatın tamamının anahtar teslimi olarak 14.01.2009 günü sözleşmeyle dava dışı … A.Ş.’ye verildiğini,… A.Ş.’nin davacıya iş yaptırmış olabileceğini belirterek, akdî ilişkiyi inkâr etmiş, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Borçlar Kanunu’nun 410 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekâletsiz iş görme hükümlerine dayanılarak, yargılama sırasında keşif sonucu alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı yüklenici şirket akdî ilişkiyi inkâr etmiş, davacı taşerona okul inşaatında herhangi bir iş yaptırmadığını savunmuştur. Akdî ilişkinin varlığının HUMK’nın 288 ve devamı maddeleri uyarınca davacı taşeron tarafından yazılı belge ile ispatlanması gerekir.
Davacı taşeron tarafından akdî ilişkinin varlığı konusunda dosyaya herhangi bir belge konulmamıştır. Davacı tarafından keşif sırasında iki tanık dinletilmişse de, davalı yüklenici şirketin açık muvafakatı olmadan akdî ilişkinin tanık beyanları ile ispatlanması mümkün olmadığından, tanıkların beyanlarına değer verilmesi mümkün olmamıştır. Davalı yüklenici şirket işin tamamını anahtar teslimi olarak dava dışı Sabuncuoğlu A.Ş.’ne yaptırdığını savunmuş, bunun dayanağı olarak da 14.01.2009 günlü sözleşmeyi dosyaya koymuştur.
Davacı taşeronun iş bedelini isteyebilmesi için öncelikle akdî ilişkiyi ispat etmesi gerekir. Davacı taşeron akdî ilişkiyi yazılı belge ile ispatlayamadığı halde, mahkemece işin esasına girilerek, akdî ilişki ispatlanmış gibi davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yapılacak iş, davacı vekilinin dava dilekçesinde “Kanuni her türlü deliller” ibaresini kullanmak suretiyle yemin deliline de dayandığı dikkate alınarak, akdî ilişkinin varlığı konusunda davalı tarafa yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılarak, sonucuna göre değerlendirme yapılmasından, akdî ilişki ispatlandığı takdirde davanın esası hakkında hüküm kurulmasından, aksi takdirde akdî ilişkinin ispatlanamaması nedeniyle davanın reddedilmesinden ibarettir.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yüklenici şirket yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı yüklenici şirketin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 21.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.