Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/3924 E. 2011/6507 K. 14.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3924
KARAR NO : 2011/6507
KARAR TARİHİ : 14.11.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı-k.davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde taraf vekilleri yapılan tebligata rağmen gelmediklerinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Asıl dava, stand kurma bedelinin tahsili için yapılan takibe vâki itirazın iptâline karar verilmesi istemiyle açılmış, davalı ayıplı imalât bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, birleşen davasında sözleşmede kararlaştırılan cezai şart ile manevi zararın ödenmesine karar verilmesini istemiş, mahkemenin asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair kararı, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle tanık anlatımlarıyla ayıp ihbarının süresinde yapıldığı kanıtlanmış ise de, ayıbın varlığı kanıtlanamadığından, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Mahekmece davalının %40 inkâr tazminatıyla sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. İİK’nın 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptâli davalarında borçlunun inkâr tazminatıyla sorumlu tutulabilmesi için, takibe konu alacağın likid ve borçlunun da itirazında haksız olması gerekir. Oysa somut olayda, alacaklı fazla iş bedelini kanıtlayamadığından alacağı yargılama sonucu belirlenmiş olup, davalının itirazında haksız olduğundan sözedilmez. Bu nedenle davacının inkâr tazminatı isteminin reddedilmesi yerine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Davacı ve birleşen davada davalının temyiz itirazlarına gelince; takip talebinde asıl alacağın %29 oranında faiz uygulanması istenildiği ve takip tarihi itibariyle bu oran T.C Merkez Bankası’nca yayınlanan listeye göre avans faizine uygun ise de, davacı temyizde reeskont oranlarına göre düzeltilmesini istediğinden, mahkemece yasal faize hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, bilirkişiler için davacı tarafından toplam 900,00 TL ödendiği halde, mahkemece 600,00 TL olarak kabulü de doğru olmamıştır.
Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekir ise de, düşülen hataların giderilmesi yeniden yargılamaya ihtiyaç göstermediğinden, hükmün HMK’nın 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle, davalı ve birleşen davada davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hüküm fıkrasının 1/a bendinde yer alan “yasal faiz” kelimelerinin çıkarılmasına, yerine “%29 oranını aşmamak üzere reeskont faizi” yazılmasına, yine hüküm fıkrasının 1/e bendinde yer alan “826,60” rakamı ile “743,94” rakamlarının çıkartılarak, yerlerine sırasıyla “1.126,60” ve “1.013,94” rakamlarının yazılmasına, yine hüküm fıkrasının 1/b bendinin tümüyle çıkartılmasına, yerine “koşulları oluşmadığından davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine” kelime dizininin yazılmasına ve hükmün değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunmadığından taraflar yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 14.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.