YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4216
KARAR NO : 2010/4659
KARAR TARİHİ : 21.09.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı ile davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi sebebiyle verilen bono nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti ve bononun iptâli istemine ilişkindir. Mahkemenin yetkisizliğine dair verilen kararı taraflarca temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinde, dava ihtiyati tedbir istemli bono iptâli davası olarak nitelendirilmiş ise de; HUMK’nın 76. maddesi uyarınca hakim Türk Kanunlarını resen uygulamak zorunda olduğundan maddi vakıaları ileri sürüp kanıtlamak taraflara, ilişkiyi nitelendirerek uygulanacak Kanun maddesini bulup uygulamak hakimin görevi olduğu, somut olayda maddi vakıa olarak davacıya ait otele güneş enerjisi tesislerinin davalı yanca yapılıp monte edildiği, ancak montaj hatası nedeniyle tesisin zarar gördüğü ileri sürüldüğünden akdî ilişki mahkeme kararı gerekçesinde belirtildiği gibi alım-satım değil BK’nın 355. maddesinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisidir. Dava da bu ilişki sebebiyle verilen bonodan dolayı borçlu bulunulmadığının tespitine yöneliktir. Bu davaların HUMK’nın 9. maddesindeki genel yetki kuralına göre davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkün olduğu gibi, aynı Kanun’un 10. maddesi gereğince akdîn ifa yeri mahkemesinde ve 22. maddesi hükmünce sözleşmede kararlaştırılan yer mahkemesinde de açılabilir. Birden fazla yer mahkemesinin yetkili olması halinde davanın açılacağı yeri seçme yetkisi davacıya aittir. Dosya kapsamından hasarlandığı ileri sürülen güneş enerjisinin davacıya ait Muş ilindeki otele monte edildiği ve akdin ifa yeri Muş ili olup Muş Mahkemelerinin HUMK 10. maddesi gereğince yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının yerinde olmayan yetki ilk itirazının reddedilerek işin esası incelenip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan yetkisizlik kararı ile mahkeme uyuşmazlıktan el çekmekte olup verilen karar nihaî karar niteliğinde olduğundan, 25.04.1945 gün 1943/21 Esas 1945/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yetkisizlik kararı verilmesi halinde davalı yararına vekâlet ücreti ve yargılama giderine de hükmedilmesi yerine bu hususun yetkili mahkemesinde değerlendirilmesine şeklinde hüküm kurulması da kabul şekli itibariyle usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Kararın belirtilen sebeplerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 21.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.