Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/4230 E. 2010/6678 K. 06.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4230
KARAR NO : 2010/6678
KARAR TARİHİ : 06.12.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat Sertaç Kamil Ekinci ile davalı vekili Avukat … …. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, tazminat istemiyle açılmış, mahkemece zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan 12.04.1999 tarihli “Taşeron Sözleşmesi” başlıklı sözleşme tarafların temsilcileri tarafından imzalanmıştır. Davacı şirket DSİ’ye ait Gaziantep Projesi Belkıs-Nizip Pompaj Sulaması İnşaatı işinin yapımını üstlenmiş, 12.04.1999 tarihli sözleşme ile sözleşmede belirtilen işlerin yapımını taşeron olarak davalı şirkete vermiştir. Taraflar arasındaki sözleşme 13.03.2006 tarihli fesih protokolü ile sonlandırılmıştır. Taraflar arasındaki 12.04.1999 tarihli sözleşme eser sözleşmesidir. Sözleşmenin 14.5 maddesinde diğer ekipman yanında vinçlerden de sözedilmiş, tüm ekipmanın davalı taşeron tarafından temin edileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Bu davaya konu teşkil eden köprülü gezer vincin davalı şirket tarafından imâl edildiği ve yerine konulduğu davalı şirket tarafından düzenlenen 19.09.2001 tarihli faturadan anlaşılmaktadır. Gezer vinç imâli ve yerine konulması 29.09.2001 tarihli 7 numaralı taşeron hakediş raporunda da yeralmış, vincin imâl ve yerine konulma bedeli davacı şirket tarafından davalı taşeron şirkete ödenmiştir.
Davacı yüklenici şirket, davalı taşeron tarafından imâl edilip yerine konulan gezer vincin aralarındaki ilişkinin son bulduğu 13.03.2006 tarihli fesih protokolünden sonra kullanılması sırasında ayıplı olduğunun anlaşıldığını, ayıbın derhal 29.08.2007 tarihli ihtarname ile davalı şirkete bildirildiğini, ancak davalı şirketin 17.09.2007 tarihli cevabî ihtarname ile aralarındaki sözleşmenin fesihle sonuçlanması ve fesih protokolü dikkate alındığında sorumluluklarının kalmadığını belirterek davacı şirketin istemine olumsuz cevap vermesi üzerine davacı şirketin gerekli harcamaları yapıp ayıbı giderttiği, daha sonra ayıbın giderilme bedelinin tahsili için bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki 12.04.1999 tarihli taşeronluk sözleşmesi nitelik olarak eser sözleşmesi olduğu gibi, davaya konu teşkil eden vincin davalı şirket tarafından imâl edilip yerine konulduğu dikkate alındığında sadece vinç yönünden taraflar arasındaki ilişki ele alındığında, bu yönden de taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların BK’nın 355 ve devamı maddelerine göre çözümlenmesi zorunludur. Ayıpların belirlenmesi ihbarı ve giderilmesine ilişkin hükümler ayıbın niteliğine göre BK’nın 359 ve 362. maddelerinde düzenlenmiş, iş sahibinin hakları da 360. maddesinde yer almıştır. Ayıplar yönünden zamanaşımı süreleri BK’nın 125 ve 126. maddelerinde düzenlenmiş, yüklenicinin kasıt veya ağır kusuru ile akdi hiç veya gereği gibi yerine getirmemiş ve bilhassa ayıplı malzeme kullanmış veya ayıplı bir iş meydana getirmiş olması sebebiyle açılacak davalar hariç olmak üzere zamanaşımı süresi BK’nın 126/IV. maddesinde 5 yıl olarak kabul edilirken, yukarıda açıklanan istisnai durumda ise (gizli ayıp) BK’nın 125. maddesi uyarınca 10 yıl olarak kabul edilmiştir. Zamanaşımı süresinin başlangıcı taraflar arasındaki eser sözleşmesi ilişkisi dikkate alındığında sözleşmenin fesih tarihi olan 13.03.2006 tarihinde başlar. Çünkü taraflar arasındaki ilişki bu tarihte sona ermiştir. Sadece vinç imâli ve yerine konulması ilişkisi dikkate alındığında ayıbın ortaya çıkış zamanı, açık veya gizli ayıp olması ve yükleniciye bildirilme zamanı önemlidir. Zamanaşımı def’inin bu değerlendirmeler yapıldıktan sonra sonuçlandırılması zorunludur.
Mahkemece bu konularda herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan, taraflar arasındaki ilişki satım olarak kabul edilmek suretiyle ve eser sözleşmesi ilişkisi olduğu düşünülse dahi, vincin imâl tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yapılacak iş; taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesine dayandığı kabul edilerek, yukarıda açıklandığı şekilde özellikle BK’nın 359 ve 362. maddeleri dikkate alınarak gerekli inceleme, araştırma ve değerlendirmenin yapılmasından, davalı şirketin zamanaşımı def’inin buna göre değerlendirilmesinden, zamanaşımı def’inin yerinde olduğu sonucuna varılırsa, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinden, aksi halde davalı şirketin zamanaşımı def’i reddedilerek işin esası incelenip, bilirkişi raporu da alınarak uyuşmazlığın sonuçlandırılmasından ibarettir.
Eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak oluşturulan kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı şirket yararına BOZULMASINA, 750,00 TL vekâlet ücretinin davalı şirketten alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davacı şirkete verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 06.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.