Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/4405 E. 2010/6860 K. 13.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4405
KARAR NO : 2010/6860
KARAR TARİHİ : 13.12.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Yanlar arasındaki uyuşmazlık 27.05.2002 tarihli eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup 2003/198 esas sayılı ilk davada iş bedelinden kalan alacak ile munzam zararın, 2003/405 esas sayılı ikinci davada nakte çevrilen kesin teminat mektup bedeli ile manevi tazminatın, bozma sonrası açılan 2009/360 esas sayılı üçüncü davada ise faiz alacağının tahsili istenmiş, mahkemece bozmaya uyularak birinci ve ikinci davalarda davanın kısmen kabulüne, bozma dışında kalarak kesinleşen hususlarda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, üçüncü davada ise davanın reddine dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün olmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece bozmaya uyularak tesis olunan yeni kararda, bir kısım taleplerin bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiğinden bahisle yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Gerçekten Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma ilâmı dışında kalan kısımları kesinleşir ve kesinleşen bu kısımlar lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. Bozma ilâmına uymuş olan mahkeme, kesinleşen kısımlar hakkında artık yeniden bir inceleme yapamaz, kararını usuli kazanılmış hakları gözeterek vermek zorundadır. Yargıtay’ca bozulan kararlar hukuki varlıklarını ve geçerliliklerini tamamen kaybettiklerinden -açıkça onanan kısımlar hariç- yeniden tesis olunan kararın davadaki tüm talepleri, yani bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen kısımları da içermesi gerekir. Kesinleşen kısımlar hakkında, önceki karara atıf yapılmakla yetinilemez.
Bu şekildeki bir uygulama kararın bütünlüğünü bozacağından ve infazda tereddütlere yol açacağından HUMK.nun 388 ve 389. maddelerindeki düzenlemelere de uygun düşmez. Mahkemece bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen kısımlar hakkında da karar verilmesi gerekirken, bozma ile kaldırılan önceki karara atıf yapılarak “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi usule aykırı bulunmuştur.
3- 2009/360 esas sayılı davada davacı; 2003/198 esas sayılı ilk davada talep ettiği iş bedelinin 190.000,00 TL’lik kısmı için 19.03.2003 ilk dava tarihinden eldeki davanın açıldığı 02.06.2009 tarihine kadar yasal faiz oranlarına göre temerrüt faizi, birleşen 2003/405 esas sayılı davada talep ettiği teminat mektup bedeli için de yasal faiz ile avans faizi arasında oluşan farkı talep etmiştir. Davacı 08.12.2009 tarihli dilekçesinde talep ettiği işlemiş faiz miktarlarını ve faizin hesaplanma şeklini göstererek eksik harcı da tamamlamıştır. Açılmış olan alacak davasında faiz talep edilmemiş olması halinde faiz alacağının zamanaşımı süresi içinde ayrı bir dava ile istenmesi her zaman mümkündür. Ancak, açılmış olan alacak davasında yüksek oranlı avans faizi talep etme hakkı varken seçimlik hak yasal faiz şeklinde kullanılmış ise sonradan seçimlik haktan dönülerek avans faizi talep edilemez. Bu durumda mahkemece 2003/198 esas sayılı ilk davada talep edilen iş bedelinin 190.000,00 TL’lik kısmı için 19.03.2003-02.06.2009 tarihleri arasındaki işlemiş faiz tutarının taleple bağlı kalınarak yasal faiz oranlarına göre hesaplanıp hüküm altına alınması, 2003/405 esaslı davaya konu asıl alacak bakımından talep edilen faiz farkının ise reddedilmesi gerekirken, herhangi bir inceleme yapılmaksızın somut olaya ve bozma ilâmına uygun düşmeyen gerekçelerle faiz alacağına ilişkin 2009/360 esaslı davanın tamamen reddi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, kararın 2. bentte yazılı nedenle taraflar, 3. bentte yazılı nedenle davacı Soynur İnş.Ltd.Şti yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 13.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.