YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/499
KARAR NO : 2010/2161
KARAR TARİHİ : 13.04.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, İİK’nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; icra takibine borçlu davalının vâki itirazının iptâli istemine ilişkindir. Mahkemece, Kahramanmaraş 3. İcra Müdürlüğü’nün 2007/3969 takip sayılı dosyası üzerinden yapılan takibe davalının itirazının iptâli ile, 4.141,80 TL alacak üzerinden devamına; alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine ve icra inkâr tazminatı isteminin reddine karar vermiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Kahramanmaraş 3. İcra Müdürlüğü’nün 2007/3969 takip sayılı dosyası kapsamından; davacının, adi takip yoluyla davalı hakkında, 27.02.2007 tarihli faturayı dayanak alarak başlatmış olduğu icra takibinde 4.141,80 TL asıl alacak ile 207,00 TL işlemiş temerrüt faizi alacağın toplamı olan 4.348,80 TL alacağın tahsilinin istendiği ve takip borçlusunun süresi içerisindeki itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi; davalının tüm takibe vâki itirazının iptâli istemiyle açılan davanın da bir yıllık süresi içinde açıldığı saptanmış bulunmaktadır.
Dava ve icra takibine dayanak alınan 27.02.2007 tarihli faturada gösterilen PVC kapı ve pencere ile ısıcam işinin davacı tarafından yapılarak teslim edilmiş olmasına karşın, davalı tarafından iş bedeli olan 4.141,80 TL’nin ödenmediği ileri sürülerek; davalı hakkında icra takibi başlatılmış ve itirazın iptâli davası açılmıştır. Davalı icra takibine karşı sunduğu itiraz dilekçesinde yanlar arasında kurulduğu ileri sürülen akdi ilişkiyi tümden inkâr ettiği halde;
yargılama sırasındaki açıklamasında pimapen işini davalıya 2003 yılı sonu-2004 yılı başında yaptırdığını ve 1.200,00 TL bedelinin tamamını ödediğini bildirmiştir. HUMK’nın 236. maddesi hükmü uyarınca davalının, hakim önündeki bağlayıcı ikrarı gereğince, yanlar arasında PVC kapı ve pencere doğrama işi ile ısıcam işinin davacı tarafından yapılmasına yönelik olarak “sözlü” sözleşmenin yapılmış olduğunun kabulü gerekmektedir. Ancak, iş bedelinin miktarında yanlar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Dava ve icra takibine dayanak alınan faturanın davalıya tebliğ edilmiş olduğu davacı yüklenici tarafından kanıtlanmamıştır. BK’nın 366. maddesi gereğince, iş bedelinin yanlarca önceden kararlaştırılmamış ya da yaklaşık olarak kararlaştırılmış olması ve iş bedelinde de uyuşmazlık bulunması halinde; mahkemece, uyuşmazlık konusu işi bilir bilirkişi ya da bilirkişi kurulu aracılığıyla yerinde keşif yapılmak suretiyle; işin yapıldığı zamandaki rayiçlere göre bilirkişiye inceleme yaptırılarak yüklenicinin hakettiği istenebilir alacağının tutarı, mahkemece belirlenir. Oysa, mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporu, anılan yasa hükmünde öngörülen yönteme uygun değildir.
İşin yapılarak davalıya teslim edilmiş olduğu davacı yüklenici tarafından yasal delillerle kanıtlanmış olduğuna göre; iş bedelinin tamamen ya da kısmen davacıya ödendiğini ya da istenebilir olmadığını davalının yasal delillerle kanıtlaması gerekir.
Yanlar arasındaki sözleşme konusu işin yüklenici tarafından 2004 yılında yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece yapılacak iş; uzman bilirkişi aracılığıyla yerinde keşif ve inceleme yapılarak, yukarıda açıklanan yasal yönteme uygun şekilde işin yapıldığı zamandaki rayiç fiyatlarla iş bedelinin saptanması ve davalı tarafından yasal delillerle kanıtlanması durumunda yapılan ödemelerin belirlenecek iş bedelinden mahsubunun yapılması ile varılacak sonuca göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken; hukuksal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
İcra takip konusu yapılan işlemiş temerrüt faizi tutarı olarak gösterilen alacak da, dava konusu olmasına karşın; takip konusu asıl alacak üzerinden itirazın iptâline ve dolayısıyla faiz alacağı ile ilgili istemin reddine karar verilmiş olmasına göre; davada vekille temsil olunduğu halde davalı yararına reddedilen miktar dikkate alınarak avukatlık ücreti takdir olunmaması; red ve kabul oranına göre de yargılama giderlerinin yanlar arasında paylaştırılmaması da kabul şekli bakımından doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 13.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.