Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/502 E. 2010/2159 K. 13.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/502
KARAR NO : 2010/2159
KARAR TARİHİ : 13.04.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, ödenmediği iddia olunan bakiye iş bedelinin tahsili istemiyle açılmış; mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davacı tarafından davalıya ait teknenin yapılarak davalıya teslim edilmiş olmasına karşın; davalının, bakiye 5.561,00 TL iş bedelini ödemediğini ileri sürerek, davalıdan tahsilini dava etmiştir.
Davalıya yasaya uygun şekilde tebligat yapılarak dava dilekçesi örneği, duruşma gün ve saatini bildirir şekilde tebliğ edilmiş olduğu halde; davalı davayı takip etmediği gibi; yazılı bildirimde de bulunmamıştır. Bu durumda, yasal olarak davalının davayı inkâr etmiş olduğunun kabulü gerekir. Nevar ki, davalı vekilince sunulan temyiz dilekçesi kapsamı incelendiğinde; yanlar arasındaki “akdî ilişkinin” kabul edildiği görülmektedir. Yanlar arasındaki akdî ilişki ise, tarafların açıklamalarına göre, BK’nın 355. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere, niteliğince bir “eser” sözleşmesidir.
Davacı tarafından delil listesinde gösterilmek suretiyle, davalının imzaladığı ileri sürülen teknenin teslimine ilişkin belge ile 29.05.2008 tarihli sipariş fişi, HUMK’nın 230. maddesi hükmü gereğince isticvap yoluyla davalıya tebliğ edilmeden doğruluğu kabul edilerek mahkemece, yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Oysa, sipariş fişi iki tarafında imzasını içerdiğinden ve dolayısıyla yanlar arasında yazılı sözleşme olarak kabul edilebileceğinden; teslim belgesi ise, davalının eserde mevcutsa ayıp ihbarı süresinin başlaması gereken tarihin belirlenmesinde esas olabileceğinden, bu belgelerin kapsamı davalının hukukunu etkileyeceği kuşkusuzdur.
Mahkemece, davalının savunma hakkının kısıtlanmaması için öncelikle HUMK’nın 230 ve izleyen maddeleri hükümlerine uygun şekilde az yukarıda açıklanan belgelerin asılları istenerek kapsamlarının doğruluğuna yönelik olarak davalıya isticvap davetiyesi çıkarılması ve varılacak sonuca göre belgelerin değerlendirilmesi ile taraflarca sunulacak diğer, delillerin incelenmesiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir.
Noksan araştırma ile verilen karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 13.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.