YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5489
KARAR NO : 2010/6137
KARAR TARİHİ : 09.11.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, İİK’nın 67. maddesine dayalı olarak açılmış olup; icra takibine takip borçlusu davalının vâki itirazın iptâli istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü’nün 2009/1124 takip sayılı dosyası kapsamından; icra takip alacaklısı davacı tarafından davalı hakkında adi takip yoluyla başlatılan icra takibinde, 15.11.2008, 19.11.2008, ve 24.11.2008 tarihli faturaların dayanak alındığı ve 1.278,74 TL asıl alacağın tahsilinin istendiği, takip borçlusu davalının süresindeki itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi, %40 oranında icra inkâr tazminatı istemli itirazın iptâli davasının ise hak düşürücü nitelikteki bir yıllık süresi içerisinde açılmış olduğu tespit olunmuştur.
Yanlar arasında davalıya ait 2513,7 kg. ipliğin davacı tarafından örülmesine ilişkin “sözlü sözleşme” yapıldığı, çekişmesizdir. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Davacı yüklenici, yüklendiği işi ayıpsız yaparak davalıya teslim ettiğini ve tüm iş bedelinin istenebilir olduğunu ileri sürmekte; davalı ise, her topta 15-20 arası “kuş gözü” olarak tabir edilen deliklerin tespit olunduğunu ve hatalı kumaşların iadesine ilişkin alacaklıya 25.12.2008 tarihine 467539 sıra numaralı ve 362,23 TL bedelli; 31.12.2008 tarihli seri … sıra numaralı 5.284,87 TL bedelli iki adet reklamasyon faturası gönderilip teslim edildiğini ve uyuşmazlık konusu alacağın istenemeyeceğini savunmaktadır. Mahkemece, davalı iş sahibinin süresinde davacıya ayıp ihbarında bulunduğunu ve reklamasyon faturaları keşide ettiğini ve reklamasyon faturalarda gösterilen bedellerin tahsili için de davacı hakkında icra takibinde bulunulduğunu, ayıplı malın teslimi sebebiyle iş bedelinin istenemeyeceğini gerekçe göstererek davanın reddine karar verilmiştir.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere; fatura, satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır. Faturanın şekli anılan Yasanın 230. maddesinde gösterilmiştir. Reklemasyon faturası VUK’nun tanımladığı fatura niteliğinden olmayıp, ticari alanda emtianın kabul edilmemesi ya da ayıp ihbarının yapılması amacıyla düzenlenmektedir. Bu hukuksal nedenle, reklamasyon faturasının düzenlenmiş olması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Ayıp bir malda, sözleşme ve yasa hükümlerine göre normal olarak olması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Yüklenicinin iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak imâlini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; açık ayıplarda BK’nın 359, gizli ayıplarda ise 362. maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunulduğu takdirde BK’nın 360. maddesinde tanınan hakları iş sahibi kullanılabilir. Somut olayda davalı iş sahibinin davacıya süresinde ayıp ihbarında bulunmuş olduğu anlaşılmaktadır. İş sahibinin BK’nın 360. maddesi hükmünde kendisine tanınan hakları kullanabileceğinin anlaşılması durumunda ise; sözleşme konusu ayıplı işler üzerinde uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılarak, anılan Yasa hükmünde tanımlanan haklardan hangisini kullanabileceğinin mahkemece değerlendirilip takdir edilmesi gerekmektedir. İşin kabul edilmeyecek derecede ayıplı olması veya sözleşmeye önemli ölçüde aykırı bulunması durumunda, iş sahibinin eseri reddetme hakkı bulunduğundan yüklenici bu nitelikteki işlem bedelini talep edemez. Mahkemece ayıplı ürünler hakkında uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmamıştır. Davalı vekili ayıplı ürünlerin davalının deposunda bulunduğunu bildirmektedir. O halde, HUMK’un 275 ve izleyen maddeleri hükümleri uyarınca uzman bilirkişi aracılığıyla ayıplı ürünler üzerinde keşif ve inceleme yaptırılmak suretiyle davacı yüklenicinin uyuşmazlık konusu olan iş bedelini isteme hakkının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. İşin uzmanı olmayan mali müşavir aracılığıyla inceleme yaptırılmış olması HUMK’un 275. maddesi hükmüne aykırı bulunmaktadır. Açıklanan sebeplerle karar bozulmalırdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 09.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.