YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6210
KARAR NO : 2010/6933
KARAR TARİHİ : 14.12.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava BK’nın 355 ve devamı maddelerinde tanımlanan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 maddi giderim istemine ilişkindir.
Yerel mahkemede görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz olunmuştur.
Eser sözleşmesi taraflara karşılıklı haklar ve borçlar yükleyen bir işgörme akdîdir. Yüklenici işi fen ve sanat kurallarına ve amaca uygun olarak imal edip iş sahibine teslim etmekle, iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle mükelleftirler.
Dava konusu somut olayda davacı yüklenici Eskişehir 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/4522 Esas sayılı dosyasında davalı iş sahibinin dairesine laminant parke döşeme işi yaptığını, bununla ilgili olarak 1.593,00 TL asıl alacak 25,09 TL işlemiş faiz alacağı bulunduğunu belirtmiş ve faturaya dayanarak takipte bulunmuştur. Davalı taraf icra müdürlüğü dosyasındaki itirazında davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını açıklamış, akdî ilişkiyi açıkça inkâr etmiştir. Yapılan yargılama süresinde davalı taraf oturumlara katılmadığından savunması alınamamış karardan sonraki temyiz dilekçesi kapsamında kendisine tebligat yapılmadığını davacıdan mal ve hizmet almadığını bildirmiştir. Yanlar arasındaki temel uyuşmazlık akdî ilişkinin kurulup kurulmadığı noktasında toplanmaktadır. Bilirkişi tarafından hazırlanan raporda da akdî ilişkiyi doğrulayan herhangi bir somut veriden, belgeden bahsedilmemiştir. Sadece fatura ve davacı defterlerine göre hesap yapılmış, kişisel kanaat bildirilmiştir. Bu araştırma ve inceleme ile gerçek durum tespit edilememiştir. O halde mahkemece yapılacak iş dava dilekçesi davalıya usulüne uygun biçimde tebliğ olunmadığından, davalı tarafa da usulüne uygun çağrı kağıdı tebliğ edilerek olaya ilişkin savunması tespit edilmeli, varsa kanıtları toplanmalı, akdî ilişkinin varlığının tespiti halinde işin bedelinin hesaplanması için gerekli inceleme yapılmalı, Borçlar Yasası’nın 366. maddesi uyarınca işin yapıldığı tarihteki piyasa fiyatlarıyla değeri saptanmalıdır. Akdî ilişkinin kurulduğunun belirlenememesi durumunda davacı dava dilekçesinde her türlü yasal delil demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya davalı tarafa akdî ilişki yönünden yemin teklif hakkı hatırlatılmalı, buna göre eksik işlem tamamlanmalı, sonucu dairesinde hüküm kurulmalıdır.
Öte yandan akdî ilişkinin varlığı inkâr olunduğu ve varsa davacı alacağı bilirkişi raporuyla saptandığı halde davalının %40 icra inkâr tazminatıyla sorumlu tutulması da kabul şekline göre yerinde olmamıştır.
Tüm bu yönler gözetilmeden taraf teşkili tamamlanmadan savunma hakkı kısıtlanarak yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 14.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.