YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6540
KARAR NO : 2010/6744
KARAR TARİHİ : 08.12.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, borçlu olmadığının tespiti istemi ile açılmış, mahkemece davacı şirketin 168.183,04 TL borçlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne şeklinde hüküm oluşturulmuş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu miktarı 168.183,04 TL olarak göstermiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı şirketin 168.183,04 TL’den sorumlu olduğu kabul edilerek takibin bu miktar üzerinden devamına karar verilmiştir. Bu durumda davaya konu teşkil eden miktarın tamamından davacı şirketin sorumlu olduğu kabul edilerek hüküm oluşturulduğuna göre, davacı şirketin borçlu olmadığının tespiti davasının reddine karar verilmesi gerekirken, 335.000,00 TL’nin tamamı dava konusu yapılmış gibi düşünülerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
3-6183 Sayılı Kanununun 79. maddesi uyarınca %10 oranında inkâr tazminatının karar altına alınabilmesi için takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilmiş olması gerekir. Somut olayda takip işlemlerinin durdurulmasına ilişkin bir karar bulunmadığı ve takip işlemleri durdurulmadığı halde, davacı şirketin inkâr tazminatı ile sorumlu tutulması ve bunun miktarının kanunda yazılı %10 oranını aşarak %40 olarak belirlenmesi de hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, borçlu olmadığının tespiti davasına konu teşkil eden miktarın 168.183,04 TL olduğu dikkate alınıp, davacı şirketin bu miktardan sorumlu olduğu kabul edildiğine göre, davacı şirketin davasının reddedilmesinden, şartları oluşmadığından davalı yararına inkâr tazminatı verilmemesinden, yeniden karar oluşturulurken 16.06.2009 gün 5904 Sayılı Kanun’un 35. maddesi ile Avukatlık Kanununun 168. maddesinde yapılan değişiklik dikkate alınarak davalı yararına maktu vekâlet ücretinin karar altına alınmasından ibarettir.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, kararın 2. bent uyarınca davalı …, 3. bent uyarınca davacı şirket yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 08.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.