YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7483
KARAR NO : 2011/6659
KARAR TARİHİ : 17.11.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davada; gecikme tazminatı, eksik ve ayıplı işlerin giderilme bedeli ve dubleks daire yapımı nedeniyle uğranılan zararın tahsili ile davacıya ait daire üstünün çatı ile kapatılması istenmiş, mahkemece kısmen kabule dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasında düzenlenen 24.11.2000 günlü düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesinin varlığı ve kapsamı çekişme konusu değildir. Davacı, arsa sahibi; davalı ise yüklenicidir.
Sözleşmenin 4. maddesi uyarınca inşaat yapım süresi sözleşme tarihinden itibaren 24 ay olarak kararlaştırılmıştır. Mahkemece sözleşme konusu arsanın da bulunduğu bölgede İmar Kanunu 18. maddeye göre uygulama yapıldığı ve bu uygulama sonucu taşınmazın tapuya 01.08.2003 tarihinde tescil edildiği belirtilerek bu tarihe yine sözleşmesinde projelerin hazırlanması ve yapı ruhsatının alınması için öngörülen 5 aylık süre eklendikten sonra belirlenen tarihe 24 aylık iş süresi eklenip inşaatın teslimi gereken tarih 01.01.2006 olarak saptanmış, davacıya işin teslimi 16.10.2005 tarihi olarak saptandığından gecikme tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Oysa, sözleşmede yazılı olduğu üzere teslim süresi sözleşme tarihi 24.11.2000 tarihinden itibaren hesaplanmalı, ancak davalı yüklenicinin kusuru olmaksızın işin süresinin uzamasına neden olan herhangi bir husus varsa bunlar incelenerek süreye etkisi belirlenip tespit edilecek işin teslimi gereken tarih ile fiili teslim tarihine nazaran herhangi bir gecikme olup olmadığı saptanmalıdır. Somut olayda ise 24 aylık iş süresi 24.11.2002’de sona ermektedir. Ne var ki; dosyada mevcut tapu kayıtlarına göre dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede İmar Kanunu 18. maddesi uyarınca başlatılan uygulamaya istinaden 12.11.2002 tarihinde tapu kaydına şerh konulduğu anlaşılmaktadır. O halde şerh verilen tarih itibariyle imar çalışmalarının işin süresinin uzamasına ne ölçüde etkili olduğu değerlendirilerek belirlenecek yeni teslim tarihine göre gecikme tazminatı isteminin incelenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Bunun yanında davada davalı yanca normal daire olarak kararlaştırılan bir dairenin dubleks daire olarak inşa edildiği ifade edilip bundan dolayı oluşan değer artışından davacı payına düşen bedelin tazmini de istenmiştir. Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, normal dairenin dubleks daireye çevrilmesi işinin ve dolayısıyla mevcut dubleks dairenin mevcut hali ile yasal olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bilindiği üzere İmar Kanunu kamu düzeninden olup mahkemece re’sen dikkate alınmak zorundadır. Kaçak bir yapı mevcut ise ekonomik değer arzetmeyeceğinden bundan ötürü tarafların herhangi bir hak iktisap edebileceğinden de söz edilemez. Şu halde dubleks daire yönünden de araştırma yapılarak İmar mevzuatına uygun olup olmadığı, gerekli yasal izinlerin alınıp alınmadığı incelenmeli, yasal olduğunun veya yasal hale getirilebileceğinin anlaşılması halinde şimdiki gibi oluşan değerden davacı hissesine düşen bedel hüküm altına alınmalı, bunun yanında dubleks dairenin yapımı için gerekli süre saptanarak yukarıdaki paragraf gereği belirlenecek işin teslimi gereken tarihe ilave edilerek gecikme tazminatı istemi de buna göre yeniden değerlendirilmeli, dubleks dairenin kaçak olduğu ve yasal hale getirilmesinin de mümkün bulunmadığının anlaşılması halinde ise dubleks daire nedeni ile istenilen tazminat tutarı reddedilmeli ve yapılacak gecikme tazminatına esas sürenin tespiti hesabında da nazara alınmamalıdır.
Son olarak dava dilekçesinde, talep konusu eksik ve kusurlu işlerin giderilmesi bedelinin tahsili istenirken belirtilen kalemler arasında sözleşmede çevre düzenlemesinin yapılacağının kararlaştırılmasına rağmen yapılmadığı ileri sürülmüş ve bedeli istenmiş olduğu halde, keza aynı dilekçede davacıya ait dairenin üstünün çatı ile kapatılması istemi bulunmasına karşın bu hususlarda da mahkemece herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaması doğru olmamıştır.
Şu halde mahkemece yukarıda izah edilen esaslar dairesinde bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Değinilen hususlar nazara alınmaksızın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 17.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.