YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/928
KARAR NO : 2010/2788
KARAR TARİHİ : 11.05.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, BK’nın 355 ve devamı maddelerinden kaynaklanan eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı yüklenici vekilince toplam 5.428,00 TL bedelle yüklenilen ve teslim edilen dava konusu imalâta karşılık 2.000,00 TL tahsil edilmesine rağmen kalan 3.428,00 TL’nin ödenmediği iddiasıyla bu miktarın davalı yana ödetilmesi istenmiştir.
Davalı iş sahibi, yapılan işin ayıplı olduğunu savunmuş, mahallinde keşif yapılarak alınan bilirkişi raporunda ise, gerçekleştirilen imalâtın ayıplı olduğu ve eserin bu haliyle yapıldığı tarihteki rayiçlerle 1.977,36 TL’lik değer taşıdığı bildirilmiştir.
BK’nın 360/II. maddesi uyarınca, işin kusurlu olması halinde iş sahibinin, işin kıymetinin noksanı oranında fiyatın tenzil edilmesini isteme hakkı bulunmaktadır. Davalı iş sahibi de somut olayda teslim edilen işin ayıplı olduğundan bahisle yukarıda açıklanan hakkını kullanmıştır.
Şu halde yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporları ile eserin mevcut hali ile değerinin 1.977,36 TL olduğu, buna karşılık da davalı yanca davacıya 2.000,00 TL ödenmiş olduğu saptanmış olmakla davanın reddi yerine yapılan ödeme nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de, davada talep konusu yapılan alacağa reeskont faizi yürütülmesi istenilmesine rağmen HUMK’nın 74. maddesine aykırı şekilde avans faizi yürütülmesine karar verilmesi, yine davalının 02.08.2006 tarihli ihtarnamesi BK’nın 101. maddesi anlamında kendisinin temerrüde düşmesine neden olmayacağı ve dava tarihinden önce temerrüt oluşmadığı halde dava tarihi yerine 02.08.2006 gününden itibaren faize hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 11.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.