Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2011/2898 E. 2012/4545 K. 18.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2898
KARAR NO : 2012/4545
KARAR TARİHİ : 18.06.2012

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat …. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Asıl ve birleşen dava; iş belinin ödenmeyen kısmının tahsili için yapılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptâli ile %40’dan az olmamak üzere icra inkâr tazminatının tahsili istemleriyle açılmış, mahkemenin; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine dair kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Asıl davaya konu Zeytinburnu 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/3287 takip sayılı dosyasında 86.977,80 TL asıl alacak ile 13.020,20 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 99.998,00 TL üzerinden takip yapılmış, davalı tarafından süresi içerisinde takibe itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı sadece asıl alacak miktarı için itirazın iptâli ile takibin devamına karar verilmesini istemiş, mahkemece; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda 79.477,80 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına karar verilmiştir. Bu durumda, reddedilen miktar dikkate alınarak davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin dikkate alınmamış olması doğru olmamıştır.
Ayrıca; davacı icra takibinde takip tarihinden itibaren %56 oranında faiz uygulanmasını istemiştir. Bu durumda, hüküm altına alınan alacak için takip tarihinden sonrası için uygulanacak avans faizinin bu oranı geçemeyeceğinin dikkate alınmamış olması da yerinde değildir.
Açıklanan bu nedenlerle kararın bozulması gerekir ise de, düşülen bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nın geçici 3.maddesinin yollamasıyla HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarda 1. bent uyarınca davacının tüm, davalının ise sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca davalının diğer temyiz itirazlarının kabulü ile, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 3 numaralı bendinin sonuna “Reddedilen miktar dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 12. maddesi uyarınca 1.000,00 TL maktu vekâlet ücretinin de davacıdan alınarak davalıya verilmesine” yine, hüküm fıkrasının 1-a) bendinin dördüncü satırında yer alan “oranlardaki” kelimesinden sonra “%56 oranını geçmemek üzere” rakam ve kelimelerinin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilmesine ve değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 900,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 18.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.