Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2011/3921 E. 2011/4811 K. 20.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3921
KARAR NO : 2011/4811
KARAR TARİHİ : 20.07.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, alacağın tahsili istemine ilişkindir. Yerel mahkemede görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda; mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili Av. … … … tarafından temyiz edilmiştir.
Yanlar arasında 28.01.2003 tarihli ve “sözleşme” başlıklı adi yazılı sözleşme yapılmıştır. Davacı, Ankara 25. Noterliği aracılığıyla davalıya gönderdiği ve 01.03.2007 tarihinde davalıya tebliğ olunan 20.02.2007 tarihli ve 6708 yevmiye numaralı ihtarnamesinde ise sözleşmenin 01.01.2003 tarihli olduğunu açıklamak suretiyle 15.846,92 TL iş bedelinin tahsilini istemiş ve bu miktardaki alacağın tahsili istemiylede dava açmıştır.
Yanlar arasındaki sözleşme değerlendirildiğinde; niteliğince, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesinde tanımı yapılan “…” sözleşmesi olduğu açıklıkla anlaşılmaktadır. Borçlar Kanunu’nun 355. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere; … sözleşmesi, öyle bir sözleşmedir ki, onunla yüklenici, … sahibinin ödemeyi yüklendiği bedel karşılığında ona bir … meydana getirmeyi borçlanır. Buna göre yüklenici, … sahibi ile akdî ilişkiye girerken bir “sonuç” yani “…” meydana getirmeyi yüklenmektedir. Bu anlamda …, bir iş görme faaliyetinin maddi veya maddi olmayan sonucudur. Somut olayda da davacı, davalıya yüzme havuzu, kafeterya, arıtma tesisi, sosyal tesis ve bekçi evi projelerini yaptığını ve ödenmeyen iş bedelinin istenebilir olduğunu ileri sürerek … sahibi olduğunu bildirdiği davalıdan dava konusu bedelin tahsilini istemektedir. Bu sebeplerle, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası’nın somut olayda uygulanması ve dolayısıyla Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin uyuşmazlığın çözümünde görevli olması mümkün değildir.Mahkemece, yanlış değerlendirme ve nitelendirme yapılarak yazılı gerekçelerle uyuşmazlığın çözümünde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğuna ve dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüne ve kararın BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 20.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.