Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2011/500 E. 2011/7066 K. 01.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/500
KARAR NO : 2011/7066
KARAR TARİHİ : 01.12.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı … Yöneticiği vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, 14.09.2006 tarihli sözleşme uyarınca, pompalama, ek boru hizmeti ve pompa hizmet bedeli olarak düzenlenen faturadaki alacak miktarının ödenmemesi üzerine davalı aleyhinde … 8. İcra Müdürlüğü’nün 2009/35807 sayılı dosyasında yapılan takibe vâki itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı Site Yönetimi vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı icra takibinde gönderilen ödeme emrine karşı yaptığı itirazında davacıya, sözleşme ve faturadan kaynaklanan bir borcu bulunmadığnı belirtmiş, ancak davaya cevap vermemiştir. Mahkemece davacıya ait ticari defterler üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporuna, fatura ve tanık beyanlarına dayanılarak sonuca varılmıştır. Yanlar arasında dava konusu imalât ile ilgili olarak sözleşmenin varlığı tartışmasız olup işin tamamen yapılıp yapılmadığı ve bedeli konusunda ihtilâf bulunmaktadır. Davacı yanca düzenlenen faturanın 25.06.2009 tarihinde davalıya tebliğ edilmek üzere kargo şirketine verildiği anlaşılmakta ise de faturanın davalıya tebliğine ilişkin bir belge bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece faturanın tebliğ edilip edilmediği araştırılarak tebliğ edilmiş ve süresinde itirazda bulunulmamış ise şimdiki gibi davanın kabulüne karar verilmesi, faturanın davalıya tebliğ edildiğinin davacı tarafından ispat edilememesi halinde ise mahkemece

masrafın davacıdan alınarak, mahallinde keşif yapılıp davacının hakettiği iş bedelinin sözleşmedeki fiyatlarla, sözleşme dışı iş yapılmış ise yapıldığı tarihteki mahalli rayiçlerden belirlenip 45.550,00 TL’lik ödemenin tenzili ile varsa kalan alacağa hükmedilmelidir. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış, bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı … Yöneticiği’ne geri verilmesine, 01.12.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

(Muhalif)

-KARŞI OY YAZISI-

Taraflar arasındaki hukuki ilişki, Borçlar Kanunu’nun 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Eser sözleşmesinde kural, yüklenicinin eseri imâl ve teslim ettiğini, iş sahibinin ise iş bedelini ödediğini ispat etmesidir.
Somut olayda davacı yüklenici, taahhüdü altına girdiği işi imâl ve teslim ettiğine dair herhangi bir delil sunmamış, mahkemece serbest muhasebeci-mali müşavire yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tesbit edildiği üzere, davacı lehine delil olma niteliği taşımayan kendi defter kayıtlarında icra takibine dayanak yapılan ve kısmi iş bedelini içeren faturanın kayıtlı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı yanca temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce öncelikle takip konusu faturanın davalı yana tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması istenerek, tebliğ edildiği ve süresinde itiraz edilmediğinin kanıtlanması halinde davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporunda, 14.09.2006 tarihli sözleşme ile yapımı kararlaştırılan işlerle ilgili olarak davacı yüklenici kayıtlarına göre ağırlıklı olarak 2006 yılında, kalan kısmının ise 2007 yılında işlemler gözüktüğü ve en son Mart/2007 tarihi itibariyle işlemlerin son bulduğu belirtilmiştir. Davalı vekili de temyiz dilekçesinde işlerin 2006 yılında yapıldığına değinmiştir. Dava ve icra takibine konu fatura ise 23.06.2009 tarihlidir. Oysa 213 sayılı Vergi Usül Kanunu’nun 231/5. maddesi hükmüne göre, “Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.” denilmekle, işin en son 2007 yılında yapılıp teslim edildiği kanıtlansa bile anılan yasa hükmü karşısında 23.06.2009 günlü faturanın hiç düzenlenmemiş sayılacağı, geçerli olduğundan söz edilemeyeceği, dolayısıyla da icra takibine esas alınarak sadece bu belgeye dayanarak alacak talebinde bulunulamayacağının kabulü gerekir.
Faturanın yasal süresinde düzenlendiğinin kabulü ihtimalinde ise, yukarıda işaret edildiği üzere yüklenicinin imalât bedelini talep edebilmesi için kural olarak işi bitirip teslim ettiğini kanıtlaması zorunludur. Ne var ki, faturanın zorunlu şekil şartı ve içeriğini düzenleyen 213 Sayılı VUK. 229, 230, 231 ve 232. maddelerinde bu hususlarda herhangi bir bilgi ve düzenleme bulunmamaktadır. Bu itibarla faturanın içeriğine sekiz gün içinde itirazda bulunulmaması halinde doğal olarak sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu yönünde, aksi ispat edilebilen adi bir karine oluşur. Bu verilerin içinde işin yapılıp teslim edildiği olgusu bulunmamaktadır. O nedenledir ki işin yapılıp teslim edildiği ispat edilmeksizin soyut olarak faturaya süresinde itiraz edilmediğinden bahisle davacının fatura tutarı kadar alacaklı olduğunun kabulü de mükmün değildir.
Bunun yanında Türk Ticaret Kanunu’nun tacir olmanın hükümleri arasında yer alan 23/II. Maddesi hükmüne göre, faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması halinde içeriğinin kabul edilmiş sayılabilmesi için faturayı düzenleyen kişinin, ticari işletmesi icabı mal satmış veya imâl etmiş ya da iş görmüş bir tacir konumunda olması gerektiği gibi fatura alan kişinin de tacir olması gerekir. Her ne kadar TTK’nın 23/II. maddesinde “faturayı alan kimseden” bahsedilmekte ise de, tacir olmayan kişilerin faturaya sekiz gün içinde itiraz etmek gibi ağır bir yükümlülük altına sokulmaları hak ve menfaatler dengesine aykırı kabul edilmek gerekir. Nitekim tüketici hukuku kapsamındaki gelişmeler bu yönde olduğu gibi öğretide de bazı yazarlar tarafından ifade edilen görüşün benimsendiği görülmektedir.(K…, Ticaret Hukuku, T.Giriş-Ticari İşletme, 3. Baskı, … 1968; Arkan, Sabih, Ticaret İşletme Hukuku, 4. Baskı, … 1998).
Sonuç olarak yukarıda açıkladığım nedenlerle, faturanın somut olay açısından bir ispat aracı olmadığı için bu hususun araştırılmasına gerek olmaksızın, davacıya eseri imâl ve teslim ettiğini kanıtlaması için imkân tanınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun görüşüne kısmen katılmıyorum.