YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/57
KARAR NO : 2011/3389
KARAR TARİHİ : 08.06.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği (Tic.Mah.Sıf)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı-k.davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Yüklenici tarafından açılan asıl dava alacağın tahsili, iş sahibi tarafından açılan birleşen dava ise borçlu olmadığının ve davalı şirketin verdiği zararların tesbiti istemlerine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın ıslah da dikkate alınarak kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş, karar davalı ve birleşen davanın davacısı iş sahibi şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ve birleşen dosyanın davacısı iş sahibi şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Yanlar arasındaki uyuşmazlık düzenlemesi Borçlar Kanunu’nun 355 ve devamı maddelerinde yapılan eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada, davacı yüklenici davalı iş sahibi şirkete ait arazi üzerine Kasım 2004 tarihinde tersane inşaatı yapımını üstlendiğini, edimlerini yerine getirdiği halde, kendisine hiçbir ödeme yapılmadığını belirterek, yaptığı iş bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Tarafların gerek işin niteliğini ve gerekse iş bedelini kararlaştırdığı yazılı bir sözleşmeleri yoktur. Ancak davalı iş sahibi akdi ilişkiyi inkâr etmemiş, 07.04.2006 tarihinde mahkemece yapılan keşif sırasında, “davacı yüklenici şirket yetkilisinin gösterdiği işlerin davacı şirket tarafından yapıldığını” beyan etmiştir. Görüldüğü gibi, yanlar arasında akdî ilişki konusunda bir uyuşmazlık bulunmayıp, uyuşmazlık yapılan işin bedeli konusundadır.
Bu durumda, önceden kararlaştırılmış bir bedel bulunmadığından, iş bedelinin BK’nın 366. maddesi hükmünce yapıldığı yıl mahalli serbest piyasa rayiçlerine göre hesaplanması gerekir. Gerçekten, BK’nın 366. maddesinde, evvelce kararlaştırılmamış veya takribi surette kararlaştırılmış olan bedelin, yapılan şeyin kıymetine ve yüklenicinin masrafına göre tesbit edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Mahkemece hükme esas alınan 20.09.2006 tarihli bilirkişi raporunda, yüklenicinin yaptığı işlerin bedeli Bayındırlık Bakanlığı’nın Birim Fiyatları esas alınarak hesaplanmıştır.
O halde, mahkemece bilirkişilerden ek rapor alınarak, yüklenici tarafından yapılan işlerin BK’nın 366. maddesi uyarınca yapıldığı yıldaki mahalli serbest piyasa rayiçlerine göre bedelinin saptanması ve davacı yüklenicinin davadan önce Yalova Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2005/3 Değişik iş dosyası üzerinden yaptırdığı tesbit sonucu alınan bilirkişi raporuna itiraz etmediği de gözetilerek tesbit bilirkişi raporunda belirlenen miktar aşılmamak kaydıyla oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, 2004 yılı Bayındırlık Bakanlığı Birim Fiyatları üzerinden iş bedelini hesaplayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, asıl davada davacı yüklenici talep ettiği alacağın “reeskont faizi” ile tahsiline karar verilmesini istediği halde, HUMK’nın 74. maddesine aykırı olarak hüküm altına alınan alacağın “avans faizi” yürütülerek davalıdan tahsiline karar verilmesi de doğru olmamış, kararın açıklanan bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı ve birleşen davanın davacısı iş sahibi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kararın temyiz eden davalı ve birleşen davanın davacısı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı-k.davacıya geri verilmesine, 08.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.