Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2011/6272 E. 2012/3243 K. 09.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6272
KARAR NO : 2012/3243
KARAR TARİHİ : 09.05.2012

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, ödendiği ileri sürülen iş bedelinin iadesi, kâr kaybı, işin başka bir firmaya yapılması sebebiyle fazladan ödenen bedelin ve davalıdan kalan parçaların bedelinin tahsili istemi ile açılmış; mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 14.130,50 TL tutarındaki ödenen iş bedeli kısmının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Tarafların iradelerinin karşılıklı olarak birleşmesi ile 29.07.2005 tarihli ve “Teklif” başlıklı adi yazılı sözleşme yapılmıştır. Bu sözleşme niteliğince Borçlar Kanunu’nun 355. maddesinde tanımı yapılan bir eser sözleşmesidir. Davacı şirket yüklenici; davalı şirket ise iş sahibidir. Yüklenici, iş sahibi şirkete ait arızalı THM 17/28 Hassıa marka bardak su dolum makinesinin arızasının giderilmesi için sözleşmede yazılı onarım işlerinin yapımını “malzemeli” olarak yüklenmiştir. İş bedeli ise sözleşmenin “fiyat” başlığı altında (23.950,00 TL + KDV) tutarında ve “götürü” olarak kararlaştırılmıştır.
Yüklenicinin sözleşme konusu yaptığı diğer işleri iş sahibi, kabul etmiş olduğu halde; ayıplı yapıldığı ileri sürülen ve sözleşme konusu olan “kesme grubu” kapsamındaki makinenin alt-üst kesme kalıpları işini, dava dışı başka bir yüklenici ile yaptığı sözleşme gereğince yaptırmış ve mahkemece de bu sebeple sözleşmenin kısmen feshi ile davalı ile yapılan sözleşme bedelinin yarısı olan 14.130,50 TL’nin tahsiline karar verilmiştir. Davalı taraf, kararı temyiz etmediğinden mahkemenin tahsiline karar verdiği alacak hakkında davacının kazanılmış hakkı doğmuştur.
Ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ve yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Yüklenicinin, iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imâlini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; açık ayıplarda Borçlar Kanunu’nun 359., gizli ayıplarda ise 362. maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde; iş sahibi, aynı Kanun’un 360. maddesi hükümlerince öngörülen hakları kullanabilir. Borçlar Kanunu’nun 360. maddeleri gereğince, eser, iş sahibinin kullanamayacağı ve nısfet kurallarına göre kabule zorlanamayacağı ölçüde kusurlu veya sözleşmeye önemli ölçüde aykırı olursa, iş sahibi o eseri kabulden kaçınabilir; bunda yüklenicinin kusuru varsa maddi zararının tazminini de isteyebilir. Eserdeki kusur veya sözleşmeye aykırılık az yukarıda belirtilen ölçüde önemli değilse, iş sahibi, eserin değerindeki eksiklik oranında bedelin indirilmesini; eğer kusurların giderilmesi büyük harcamaları gerektirmiyorsa, ayıpların giderilmesini; bunda yüklenicinin kusuru varsa, iş sahibi, gerçekleşmişse maddi zararının gerçek karşılığı olan maddi tazminatı isteyebilir. İş sahibinin, Borçlar Kanunu’nun 360. maddesi hükmünde öngörülen haklardan hangisini kullanabileceğini ise, ayıplı imalât ya da ürün üzerinde uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu aracılığıyla yaptıracağı inceleme sonucu mahkemece takdir edilir. Somut olayda, sözleşme konusu işin sadece bir kaleminin ayıplı ve diğer yapılan işlerin iş sahibi tarafından kabul edilmiş olduğuna göre; makinedeki ayıbın yapılan işin tümünün reddini gerektirmediğinden sözleşmenin kısmen veya tamamen feshine karar verilemez ise de; verilen karar, davalı yanca temyiz edilmediğinden kararın eleştirilmesiyle yetinilmiştir.
Ayıp sebebiyle sözleşmenin kısmen feshine ve fesihte de davalı yüklenicinin kusurlu olduğuna karar verildiğine göre; davacının, işin ayıplı kısmı yönünden davacının kaçırılan fırsat kapsamında gerçekleşen menfi zararının da varsa belirlenip hüküm altına alınması zorunludur. (BK.m.360,108).
Az yukarıda açıklandığı üzere; Borçlar Kanunu’nun 360. maddesi gereğince, ayıplı iş sonucu davacı iş sahibinin sözleşme konusu makinesinin çalışamaması sebebiyle oluşan maddi zararının tazminini isteyebilme hakkı doğmuştur. Davada bu zararın miktarı 1.000,00 TL olarak istenmiş ve fazlaya ilişkin hakkı ise saklı tutulmuştur. O halde, ayıbın ortaya çıktığı tarihten itibaren ayıbın, giderilmesi için kabul edilebilir makul süresi içinde ayıp sonucu oluşan zararın bilirkişi aracılığıyla belirlenmesi ve taleple bağlı kalınarak varılacak sonuca göre bu zararın da tazminine karar verilmesi gerekir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesi hükmü ile 04.06.1958 gün ve 5/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara; hukuksal nitelendirme ile uygulanacak yasa hükmünü tespit etmek Hakime ait görevdir. Mahkemece, yanlar arasında akdi ilişkinin taşınır mal satımı sözleşmesi niteliğinde olduğuna ilişkin nitelendirilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; yukarıda yapılan açıklamalar gözetilerek rapor sunan bilirkişi kurullarından ek rapor alınması ya da yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak sureti ile davacının kısmî fesih sebebiyle gerçekleşen menfi zararı ile ayıp sonucu oluşan maddi zararının tutarının belirlenmesi ve taleple bağlı kalınarak uyuşmazlığın karara bağlanmasından ibaret olmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenler ile davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 09.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.